21 Ağustos 2020

Uğur Yalçınkaya: “Alınan aksiyonlarla pandemiden en az zararla çıktık”

Üç nesildir otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir ailenin yeni kuşak temsilcisi olan Ford İstanbul Bayisi Uğur Yalçınkaya, babasından devraldığı bayrağı büyük bir titizlik, özveri ve gururla dalgalandırmaya devam ediyor. Topluluğun dayanışma kültürünün de yardımıyla pandemi sürecini en az zararla atlattıklarını kaydeden Yalçınkaya, “Koç Topluluğu çatısının altında olmak zorlukların üstesinden gelmemize ve geleceğe umutla bakmamıza yardımcı oluyor” diyor.
 
Öncelikle bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Kaç yıldır Koç Topluluğu bayisi olarak faaliyet gösteriyorsunuz? Ford Otosan bayisi olmaya nasıl karar verdiniz? Bize biraz bu süreci anlatır mısınız?
Yalçınkaya ailesi olarak 3 kuşaktır otomotiv sektörünün içinde yer alıyoruz. Ailem 1966 yılında otomotiv sektöründe faaliyet göstermeye başlamış. 20 yıldır Ford Bayisi olarak varlığını sürdüren Kent Otomotiv’in yeni kuşak temsilcisiyim. 2004 yılından itibaren şirket ortağı ve genel müdür olarak görevimi sürdürüyorum. O dönemde ortağım olan ve şu anda Fiat bayiliği yapan Erdal Kaygusuz ile Ford bayiliği fırsatı karşımıza çıktığında büyük bir heyecan ve istekle işimizi kurumsal bir çatı altında yapmak adına karar verdik. 2009 yılında ise dostluğumuz baki olmak koşuluyla ortaklığımıza son verdik. Hali hazırda 2. el ve ticari taksi işi yaptığımız Yalçınkaya Otomotiv ise bir diğer aile şirketimizdir.
 
Pandemi süreci boyunca neler hissettiniz? Bu süreci iş yerinizde, ailenizde nasıl yönettiniz, neler yaptınız? Pandemi sürecinde iş ve aile yaşamınızda neler değişti?
Dünyadaki herkes gibi biz de ailemizin, çalışanlarımızın ve sevdiklerimizin sağlıkları için tedirgin olduk. Konu sağlık olduğu zaman diğer şeylerin bizce pek bir önemi yok. Bu süreçte yetkili mercilerin de önerdiği üzere çalışma koşulları uygun olan herkesin evinde tecrit uygulamasına katılması gerekiyordu. Ancak faaliyet gösterdiğimiz iş kolunun doğası gereği emniyet, sağlık sektörü, kamu kuruluşları, gıda firmaları gibi yerlere hizmet verdiğimizden bizim işlerimizi durdurmamız mümkün değildi. Bu nedenle de maksimum tedbirle hizmet vermeye devam etmemiz gerekiyordu. Pandeminin tavan yaptığı zamanlarda çalışanlarımızı mümkün oluğunca ailelerinin yanında tutmaya çalıştık. Pandemi tüm alışkanlıklarımızı ve yaşam şeklimizi değiştirdi ama sonunda onunla da yaşamayı öğrendik.
 
Pandemi sürecinin hepimizi tedirgin eden ekonomik belirsizliğinde büyük bir ailenin, Koç Topluluğunun bir üyesi olmak size yardımcı oldu mu, oluyor mu? Dayanışmayı, tek başına olmamanın gücünü hissedebildiniz mi?
Hayatımız boyunca hiç yaşamadığımız ve çevremizde de kimsenin tecrübe etmediği bir konuda Koç Topluluğu’nun önderlik yaparak yol göstermesi bizi çok rahatlattı. Bu sayede endişelerimiz de azaldı. Alınan aksiyonlar ve Koç Topluluğu’nun dayanışma kültürü, pandemi sürecinden en az zararla çıkmamızı sağladı.
 
Şimdi yeniden normalleşme sürecine giriyoruz ama bu bildiğimiz eski normal değil yeni bir normal olacak belli ki. Çünkü pandemi hala bizimle birlikte ve ne zaman sona ereceğini bilmiyoruz. Yeni normali, tedbirle, dayanışmayla hep birlikte oluşturacağız. Hayatı, üretimi, işlerimizi yeni ve özenli kurallarla hep birlikte azimle devam ettireceğiz. Siz bu yeni dönemi nasıl görüyorsunuz? Gelecek karşısında kendinizi güvenli hissediyor musunuz? Çalışanlarınızın sağlığından, işlerinizin geliştirilmesine kadar her alanda nasıl bir hazırlık içindesiniz?
Hayatımızın ve işimizin birçok normali değişti. Bu değişenlerin bir kısmını pandemiden kurtulduktan sonra geri kazanacağız. Ancak bu süreçte değişen bir takım alışkanlıklarımızın ve iş yapış şekillerimizin de kalıcı olacağını düşünüyorum.
 
Yaşadığımız bu travmadan dolayı dünya bizim için belki hiçbir zaman eskisi kadar güvenli olmayacak ama bizler bu yeni normalle yaşamayı da öğreneceğiz. Pandeminin uzun süre hayatımızda olacağını düşünerek tedbirlerle yaşamaya ve çalışmaya devam edeceğiz. Pandemi atlatıldıktan sonra da bir gün yeniden başka bir ad altında karşımıza çıkabileceğini düşünerek hijyen kurallarıyla yaşamayı bir alışkanlık haline getireceğiz. Çalışanlarımızın ve müşterilerimizin de bizlerden beklentisi bu olacaktır.
 
Günün büyük bir çoğunluğunu çalışanlarınızla geçiriyorsunuz. Kimi zaman ailenizden daha çok onları görüyorsunuz. Kaç kişilik bir ekipsiniz? Çalışanlarınızla aranızda nasıl bir ilişki var? 
Biz 75 kişilik bir ekibiz. Çalışanlarla yapılan anketlerin birçoğunda iş yerlerindeki yöneticilerinin kendilerine olan davranış şekillerinin önemi üst sıralarda yer alır. Biz de bu anket sonuçlarını dikkate alarak şirket çalışanlarımızın birbirleriyle olan ilişkilerini ve işlerini saygı çerçevesinde yürütmesine azami derecede önem veriyoruz.
 
Ayrıca hizmet sektöründe müşteri mutluluğunun ve hatasız iş yapmanın yolunun devamlılıktan geçtiğini düşünüyoruz. Bu gerçekten yola çıkarak çalışan değişim oranımızın bir hayli düşük olduğunu gururla ifade etmeliyim.
 
Pek çok bayimizin müşterileriyle aile sıcaklığında bir iletişim kurduğunu biliyoruz. Siz, müşterilerle olan diyaloğunuzda nelere dikkat edersiniz? Müşterilerle doğru ve güvenilir iletişimi sağlamanın sizce püf noktası nedir? 
Rahmetli Vehbi Koç’un “Müşteri Velinimetimizdir” sözünü hiç bir zaman aklımızdan çıkarmadan müşterilerimizi her zaman öncelikler listemizin en başına koyarak, menfaatlerini koruma ve sorunlarını hızla çözme çabası içindeyiz. Müşteriyi iyi analiz etmek, dürüst, açık sözlü, güler yüzlü olmak ve gerektiği zaman empati yapmak bence iyi bir iletişimin püf noktalarını oluşturuyor.
 
Koronavirüs salgını hepimizin bu hayatta sahip olduklarının yeniden farkına varmasına önayak oldu. Bu süreçte kendinize ve hayata dair ne gibi farkındalıklarınız oluştu? Bu süreç size daha önce düşünmediğiniz, hissetmediğiniz yeni şeyler öğretti mi?   
Pandemi bu hayatta üzerinde kafa yormadan gerçekleştirdiğimiz en basit eylemlerimizden olan sahilde yürümenin, bir restorana gidip arkadaşlarımızla yüz yüze vakit geçirmenin, en önemlisi de ailemizle ve sevdiklerimizle dilediğimiz kadar görüşebilmenin kıymetini bizlere hatırlattı. Parayı her şey olarak gören toplumlara ve bireylere doğa karşısında bazen maddiyatın da çaresiz kaldığını gösterdi.
 
Biraz da ailenizden bahsedelim. Evli misiniz? Çocuklarınız var mı?  Varsa, kaç yaşındalar, neler yapıyorlar? Baba mesleğinden mi gidecekler, yoksa başka hayalleri mi var?
Evliyim ve 10 yaşında bir kız çocuğum var. Her anne-baba gibi biz de çocuğumuzun iyi bir eğitim almasını sağlamak için canla başla çalışıyoruz. 2 yıldır eskrim sporuyla uğraşıyor, severek yaptığı için bir hayli de yol aldığını söyleyebiliriz. Henüz meslek seçimi yapacak yaşa gelmedi ama şimdiden ne olacağı konusunda değişik fikirleri var ve bu fikirler her ay değişebiliyor. Bir ay mimar, bir ay veteriner… Umarım kendi işimizi yapmayı ister.
 
Ford bayisi olmasaydınız hangi mesleği yapmayı isterdiniz? Çocukken, “ben büyüyünce şu olacağım” dediğiniz bir meslek var mı?
Ailemiz 54 yıldır otomotiv sektörü içinde olduğundan başka bir mesleğin hayalini çok kurmadım. Zaten erkek çocukları için arabadan daha büyük bir hayal -en azından ufakken- yoktur herhalde. Ama bir ara ailemiz otel işiyle meşguldü. Bende o dönemde turizmci olmanın hayalini kurmuştum.
 
İş yaşamı ve aile dışında sizi ruhen besleyen geliştiren şeyler neler? Boş zamanlarınızda en çok ne yapmaktan keyif alırsınız? Uğraştığınız herhangi bir spor dalı, ya da hobileriniz var mı, bunlara vakit ayırabiliyor musunuz?  Buradan bayi meslektaşlarınıza tavsiye edeceğiniz size iyi gelen bir hobi, son zamanlarda izlediğiniz bir film ya da okuduğunuz bir kitap var mı?  
Evlilik ve özellikle çocuk olduktan sonra kendinize ayırabileceğiniz vakit çok fazla kalmıyor. Sıra dışı bir hobiye sahip değilim. İyi bir futbol ve yabancı dizi izleyicisiyim. Bir süredir yapamasam da uzun yıllar sağlıklı kalabilmek için spor yaptım. Son izlediğim dizilerden biri “Westworld”dü. Okuduğum kitap ise Hüsnü Mahalli’nin “Ortadoğu’da Diktatörler” adlı eseriydi.
 
İş ya da özel yaşamınızda kendinize örnek aldığınız biri var mı? Onun yaşama karşı duruşu, hayatı algılayışı ve değerleri sizin yaşamınızı şekillendirmenize ne yönde katkı sağladı?
Hayatımda örnek aldığım tek bir kişi yok. Tanıdığım insanların iyi olan özelliklerini kendime örnek alarak bunları yaşamıma adapte etmeye çalışırım. İş yaşantımda rahmetli dedem her zaman benim idolüm olmuştur. Fakat bugünün şartlarında ne kadar onun gibi olabilirim tartışılır. En azından değerlerini yaşatmaya çalışıyorum.
 
Özellikle koronavirüs sürecinde Ford mühendisleri hepimizi gururlandırarak Aeresol Box geliştirilip hastanelere ulaştırılmasına katkı sağladılar. Eğer siz Ford mühendisi olsaydınız hangi soruna çözüm olacak, nasıl bir ürün geliştirmek isterdiniz?
Eğer bir Ford mühendisi olsaydım, insanların bir kaç dakika içinde tek bir tuşla araçlarını dezenfekte edebilmelerini sağlayan bir ürün geliştirmek isterdim.
 
Son olarak hem diğer bayilerimize hem de Ford Otosan ve Koç Grubu yöneticilerine iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Son yıllarda ülkemizin yaşadığı sıkıntılar ve krizler birbirimize daha sıkı sarılmamız gerektiğini ortaya koymuştur. Ford, globalde en büyük otomotiv markalarından birisi ve Koç Grubu da bayilerinden güç alan ülkemizin her konuda lokomotif kuruluşlarındandır. Koç Topluluğu çatısı altında olmak zorlukların üstesinden gelmemize ve geleceğe umutla bakmamıza yardımcı oluyor. İyi ki varsınız.
 

Fotoğraf galerisi

Yorum yapmak için lütfen üye olunuz