24 Eylül 2026

Süper bakterilere karşı yapay zekâ silahı

Stanford Üniversitesi, genom modellerini kullanarak laboratuvarda canlı gibi işleyen ve bakterileri öldüren 16 tamamen yeni virüs ürettiklerini duyurdu. Bu antibiyotik direncini kırmak ve yeni tedaviler geliştirmek için dev bir adım olarak görülüyor. 
  

Stanford Üniversitesi ve Arc Institute araştırmacıları, yapay zekâ teknolojisini kullanarak daha önce doğada hiç karşılaşılmamış yeni virüs türleri geliştirdi. Science dergisinde yayımlanan çalışmaya göre uzmanlar, "Evo" adı verilen yapay zekâ modelini canlıların genetik verileriyle eğitti. Söz konusu teknoloji, ChatGPT gibi metin dizilimlerini tahmin eden büyük dil modellerine benzer bir mantıkla çalışıyor. Bu çalışmada Evo1 ve Evo2 olarak adlandırılan yapay zekâ modelleri, kelimeler yerine yaşamın dilini tahmin ediyor.
 
Çalışmada yapay zekâ tarafından tasarlanan binlerce gen kombinasyonu arasından laboratuvarda üretilen 300 örnek incelendi ve bunlardan 16'sının canlı ve işlevsel virüs  olduğu tespit edildi. Geliştirilen bu virüsler yalnızca bakterileri hedef alan "bakteriyofaj" türünde. Yapılan testlerde, yapay zekâ üretimi virüslerin antibiyotiklere dirençli E. coli bakterilerini yok etmede doğal virüslere kıyasla daha başarılı olduğu görüldü. Bu gelişmeyle birlikte tarihte ilk kez tüm genomlar yapay zekâ tarafından başarıyla tasarlanmış oldu. Modelin ürettiği bazı genetik yapıların, doğadaki evrimsel süreçle ancak milyonlarca yılda ortaya çıkabileceği belirtiliyor.
 
Bilim dünyasında "çok önemli bir dönüm noktası" olarak nitelendirilen bu adımın hastalıklara yönelik tedavilerde yeni bir çağ açabileceği ifade ediliyor. Gelişme, ilaca dirençli enfeksiyonlarla mücadelede ve tıbbi tedavilerde yeni bir dönemin kapısını aralama potansiyeli taşıyor. Hızla gelişen yapay zekâ araçları daha önce yeni antibiyotiklerin tasarımında da kullanılmıştı.
 
İspanya'daki Pompeu Fabra Üniversitesi'nden Prof. Marc Güell, çalışma için “Tarihte ilk kez bilgisayar ortamında biyoloji tasarlamaya başlamamız açısından çok önemli bir dönüm noktası" dedi. Güell, bu adımın hastalıklarla mücadele edecek fajlar, genetik bozuklukları tedavi edecek enzimler ve immünoterapide kullanılabilecek antikorlar geliştirmek gibi insanlığın en büyük sorunlarını çözme yolunda heyecan verici imkanlar sunduğunu söyledi. Manchester Biyoteknoloji Enstitüsünden Prof. Patrick Cai ise çalışmanın kritik bir eşik olduğuna dikkati çekerek, "Bunun önemi fajların çok ötesine uzanıyor. Genom dil modellerinin evrimle kodlanan tasarım ilkelerini öğrenmeye başladığını gösteriyor ve yapay zekâ destekli genom yazımının kapısını aralıyor" değerlendirmesinde bulundu.
 
Bu gelişme aynı zamanda yapay zekânın sentetik biyoloji olarak adlandırılan ve doğal dünyayı aşan yeni bir biyolojik yapı tasarlama yeteneğine de işaret ediyor.  Uzmanlar bu teknolojinin sınırları ve olası riskleri konusunda uyarılarda bulunuyor. Johns Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi'nden Dr. Thomas Inglesby ve Dr. Moritz Hanke, yapay zekâ ile virüs geni tasarlama kabiliyetinin hızla ilerlediğini, ancak bu teknolojiyi denetleyecek küresel güvenlik mekanizmalarının henüz yetersiz olduğunu vurguluyor.  İki uzman, artık meselenin "üretken virüs genom tasarımının var olup olmayacağı" değil, bunun "ciddi zararlara yol açmadan" kullanılıp kullanılamayacağı olduğunu ifade ediyor. Araştırmacılar, insan, hayvan veya bitkilere zarar verebilecek karmaşık hücreli organizmaları (ökarjotları) enfekte eden hastalık yapıcıların yapay zekâ ile üretilmemesi gerektiğini vurguluyor.