10 Haziran 2021

Dünyanın en ünlü romanlarının doğduğu topraklar…

Bir insanın ruhunun derinliklerine kadar sızmayı başaran en güzel eşlikçilerdir kitaplar. Her kitapla beraber farklı dünyalara, farklı hayallere kapılar aralanır. Eğer dilinden anlarsanız kitaplar da okuyanına tüm gizlerini açık ediverir büyük bir cömertlikle… Peki, ya her biri dünya edebiyat tarihine birer armağan niteliğinde olan bu başyapıtların hangi şehirlerde hayat bulduğunu hiç düşündünüz mü? İşte karşınızda dünya klasiklerinin doğduğu topraklar…

İnsanlar gibi kitaplarda hayat buldukları topraklardan, toplumsal değer yargılarından ve insanından izler taşırlar. Bunun için kitapların satır aralarında kısa bir gezintiye çıkmak yeter de artar bile. O halde hazırsanız dünyanın en ünlü romanlarının hayat bulduğu şehirlere hep birlikte yakından bakalım. 

Sefiller-Victor Hugo/Paris
Pek çoğumuzun okul sırlarında tanıştığı kitaplardan olan Sefiller, Victor Hugo’nun imzasını taşıyan eşsiz eserlerden biri. Victor Hugo aristokrat bir aileden gelmektedir. Babası Napolyon'un generallerinden biridir. Ancak Napolyon tahttan inince haliyle ailesinin de durumu bozulur. Bu dönemde romantizm akımının etkisiyle bu tarzda eserlere imza atmaya başlar. Zamanla Fransa’nın en ünlü edebiyatçılarından biri olmayı başarır. Victor Hugo’nun eserlerine detaylı baktığınızda dönemin Paris’ini adeta bir arka fon olarak kullandığını görürsünüz. Sefiller adlı romanında da aynı durum söz konusudur. Saint Paul Kilisesi, Jardin du Luxembourg Parkı ve Notre Dame Katedrali, Sefiller romanında bulabileceğiniz mekanlardan bazıları. 19. yüzyılın en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilen Sefiller,  Fransız devrimi sırasındaki Fransa'yı çok güzel betimliyor. Fransa tarihi ve Paris’in büyüleyici mimari detaylarının da ele alındığı kitap, ailesine ekmek götürebilmek için hırsızlık yapan ve yakalanarak kürek mahkûmiyetine çarptırılan Jean Valjean’ın yaşam mücadelesini oldukça gerçekçi bir dille okuyuculara yansıtıyor.

Zorba- Kazancakis/Girit
Yunan edebiyatına damgasını vurmuş yazarlardan biri olan Nikos Kazancakis’in Zorba adlı eseri aslında hepimizin aklında sinemaya uyarlanan haliyle ve Anthony Quinn’in bir görsel şölen niteliği taşıyan oyunculuğuyla yer etmiştir. Kazancakis’in en önemli yapıtı olarak tanımlanan Zorba’da ellerimizin arasından kayıp giden zaman ve insanın hayatı boyunca yaşamını şekillendiren yanılgılar, yenilgilerinin bir nevi değerlendirilerek kağıda dökülmesidir. Bu eserde yazar kendisiyle bir iç hesaplaşma içine girmiştir. Eserde Akdeniz’in beşinci büyük adası olan Girit’in o büyüleyici coğrafyası ve hayalleri süsleyen atmosferi de kahramanlara eşlik ediyor. Taş evler ve parke taşlı yollarla kaplı köyler ve Türk kültürüyle oldukça benzeşen bir kültürün izlerini sürmek istiyorsanız Zorba kitabında adı geçen Girit adasına rotayı çevirin.

Beyaz Geceler, Dostoyevski/ St. Petersburg
Dünyaca ünlü yazar Dostoyevski’nin hemen her kitabında kendisine yer bulan St. Petersburg, 200 yıl boyunca Çarlık Rusyası’nın başkenti olarak adından söz ettirmiş. Aslında burası bataklık bir araziymiş ama Çar Petro, bir liman ve deniz üssü şehir yaratma hayali doğrultusunda burayı bin bir emekle ıslah ettirerek harikulade bir şehir yaratmayı başarmış. Bir müzeler, kanallar ve köprüler şehri olan St. Petersburg, Dostoyevski’nin acıklı bir aşk hikayesini anlattığı Beyaz Geceler adlı romanında kültürüyle, mimarisiyle detaylı bir şekilde kendisine yer bulmuştur. St. Petersburg’un ayrıca dünyanın en büyük üçüncü müzesi unvanına sahip olan ve bünyesinde 3 milyondan fazla eser barındıran Hermitage müzesine de ev sahipliği yaptığını belirtmeden geçmeyelim.

Genç Werther’in Acıları-Johann Wolfgang Von Goethe/ Wahlheim
25 yaşındaki genç Goethe’nin yazdığı adeta bir başyapıt olan Genç Werther’in Acıları romanın okuyucuyla buluşmasından sonra intihar vakalarının artmasına neden olacak derecede etkili bir kitaptı. Werther adındaki genç bir hukuk stajyerinin, Lotte adındaki bir kadına aşık olması ve sonrasında intiharına kadar uzanan ilişkilerini konu alan kitaptaki olaylar, Werther yaşadığı şehri terk ederek sessiz sakin bir yer olan Almanya’daki Wahlheim adlı kasabaya taşınmasıyla başlar. Bu kasabadaki toplumsal hayatı ve pastoral yaşamı büyük bir gerçeklikle okuyuculara aktaran Goethe’nin kitabında yer verdiği Wahlheim, günümüzde alabildiğine genişlikte şarap bağlarının olduğu yemyeşil bir bölge.

Özlemek-Milan Kundera/Prag
Çek Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en ünlü yazarlardan olan Milan Kundera’nın romanları da haliyle bu ülkeden izler taşır Ama Kundera’nın romanlarında Prag’ın ayrı bir yeri vardır. Öyle ki şehir adeta romanı süsleyen zarafet dolu bir motif gibidir. Kundera’nın eserlerinde bir arka fon olarak sıklıkla kullanılan Prag, Çek Cumhuriyeti2nin en çok turist çeken şehridir. Yüzyıllar boyunca bozulmadan günümüze ulaşmayı başarmış tarihi eserleri ve mimari yapısı nedeniyle şehir ziyaretçilerine adeta bir görsel şölen sunar. Kanalları, köprüleri, kaleleri o denli güzel ki sizi tarihte yolculuk yapıyor hissinin oluşmasına neden oluyor.
 
 

Yorum yapmak için lütfen üye olunuz