09 Haziran 2026

İklim göstergeleri: Veriler ne söylüyor?

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından hazırlanan rapora göre küresel ortalama sıcaklık sanayi öncesi dönem ortalamasının 1,43 derece üzerine çıktı. Bu da gıdadan çalışma dünyasına hatta göçlere kadar birçok şeyi tetikledi.  
 
WMO tarafından hazırlanan 2025 raporu, gezegenin iklim göstergelerini "hayati belirtiler" üzerinden analiz etti. Rapora göre, sadece sıcaklıklar artmıyor; bu ısı yükselişi birbirini tetikleyen bir zincirleme reaksiyona dönüşüyor.
 
Raporun en temel bulgusu, küresel ortalama sıcaklığın sanayi öncesi dönem (1850-1900) ortalamasının 1,43 derece üzerine çıkmış olması. Bu rakam, Paris İklim Anlaşması'nda belirlenen 1,5 derece  limitine artık sadece bir adım kaldığını gösteriyor. Son 11 yıl (2015-2025), dünya tarihindeki en sıcak dönem olarak tescillenmiş durumda. 2025 yılında görülen bu yüksek sıcaklıklar, yalnızca hava sıcaklığıyla sınırlı kalmayıp okyanus yüzeylerinden en derin katmanlara kadar sirayet etti.
 
Okyanuslar, atmosferdeki fazla ısının  yüzde 90'ından fazlasını emerek bir tampon görevi görüyor. Ancak 2025 verileri, bu kapasitenin zorlandığını gösteriyor. Okyanus ısı içeriği, ölçümlerin başladığı günden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Isınan su genleştiği için deniz seviyeleri de yükseliyor. Okyanusların atmosferdeki karbondioksiti emmesi, suyun kimyasını değiştirerek asitlik oranını artırıyor. Bu durum, deniz ekosisteminin temelini oluşturan mercanlar ve kabuklu deniz canlıları için hayati bir risk oluşturuyor. 2025 yılında okyanusların büyük bir bölümü en az bir kez şiddetli ısı dalgasına maruz kalarak deniz yaşamını olumsuz etkiledi. Kutuplardaki ve yüksek dağlardaki buz kaybı, 2025 yılında da hız kesmedi. Özellikle Antarktika deniz buzu miktarı, tarihsel ortalamaların çok altında kalarak endişe verici seviyelerde seyretti. Buzulların erimesiyle birlikte deniz seviyelerindeki yükselme hızı dikkat çekici bir noktaya ulaştı: 1993-2002 yılları arasında yılda ortalama 2,13 mm olan yükselme, 2014-2023 döneminde yılda 4,75 mm'ye çıkarak iki katından fazla hızlandı.
Atmosferdeki karbondioksit, metan ve azot protoksit konsantrasyonları 2025'te yeni zirvelere ulaştı. Bu gazların hapsettiği enerji, "Dünya'nın enerji dengesizliği" olarak adlandırılan durumu derinleştirdi. Gezegen şu anda dışarıya yayabildiğinden çok daha fazla enerjiyi soğuruyor. Bu biriken enerji; daha şiddetli fırtınaları, öngörülemeyen yağış rejimlerini ve uzun süren kuraklıkları besleyen temel yakıt haline geldi.
 
Rapora göre 2025 yılındaki aşırı hava olayları gıda güvenliğini zayıflattı ve tarımsal verimlilikte ciddi düşüşlere neden oldu. Isı stresi nedeniyle çalışma saatlerinde azalmalar ve iklim kaynaklı göç hareketlerinde artış gözlemlendi. WMO, bu etkileri azaltmak için dünya genelinde her bireyin "Erken Uyarı Sistemleri" kapsamına alınmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.