06 Haziran 2024

Sürdürülebilir büyüme için sürdürülebilir insan kaynağı

Deloitte, 2024 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması’na göre kurumlar için insan kaynağının sürdürülebilirliği en kritik gereklilik haline geldi. Dijitalleşen iş dünyasında kurumların sürdürülebilir büyüme için çalışan bağlılığına odaklanması gerektiğine dikkat çeken araştırma çalışanların refah ve gelecek kaygısının arttığını da ortaya koydu.

Deloitte, 2024 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Pandeminin etkisiyle dijitalleşen iş dünyasında, kurumların sürdürülebilir büyümesinin kilidinin çalışan bağlılığı ve sürdürülebilir insan kaynağında olduğunu vurgulayan araştırma, İnsan Kaynaklarının "izole edilmiş" yan fonksiyon olmaktan çıktığı yeni bir çağı işaret ediyor.

Dünyada 95 ülkeden 14 bin katılımcı ile gerçekleştirilen 2024 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması'na göre, kurumlar geleceği şekillendirebilecek değişimleri önceden öngörerek olumlu sonuçlar elde edebilmek için öncelikle insan faktörüne daha çok odaklanmalı.

Araştırmada ayrıca, işyerlerinin sabit mekânlardan çıkıp sınırsız bir ortama dönüştüğü, geleneksel çalışma modellerinin değiştiği ve hibrit çalışmaya geçişin çalışanların üretken olduğuna dair güvensizliği artırdığı bulgusuna yer verildi.

Sürdürülebilir insan kaynağı

Küresel ekonomi uzun zamandır pandemi, fiziki ve ticari savaşlar, göçler, iklim krizi, değişen jenerasyon gibi pek çok yeni durumla mücadele ediyor. Özellikle pandemi sonrasında belirsizliği derinleştiren her yeni aktör, iş dünyasının  çalışma rutinlerini  alt üst etti. Bu alt üst oluştan payını alan İnsan Kaynakları, şirketlerin yönetim kurullarının, CEO’ların öncelikli gündem maddesi oldu. Çünkü, belirsizliğin hakim olduğu küresel ticarette, şirketler açısından kâr etmek kadar bunu sağlayacak çalışanlara sahip olmak da kritik öneme sahip.

İnsan Kaynakları trendlerini her yıl düzenli olarak inceleyen Deloitte'un 2024 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması ise insan faktörüne odaklanmayı gerektiren bulguları şöyle tanımlıyor:  “Araştırmamız, insani sürdürülebilirliğe öncelik verme fikrine işaret ediyor: kuruluşun insan olarak insanlar için değer yaratma derecesi, onlara daha fazla sağlık ve refah, daha güçlü beceriler ve daha fazla istihdam edilebilirlik, iyi işler, ilerleme fırsatları, daha fazlası eşitlik ve artan aidiyet ve amaç duyguları, karşılıklı olarak güçlenen bir döngü içinde yalnızca daha iyi insani sonuçlara değil, aynı zamanda daha iyi iş sonuçlarına da yol açabilir. İnsan ve iş sonuçlarının bu birleşimine “insan performansı” diyoruz. Çünkü günümüzde iş performansını gerçek anlamda yönlendiren, fiziksel varlıklardan çok insanlardır. İş dünyasının sürekli gelişen geleceğini şekillendirmek ve ona uyum sağlamak için kuruluşların buna her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.”

Araştırmaya göre İnsan Kaynakları yöneticilerinin izlemesi gereken yol şu şeklide özetleniyor:

•    Çalışan performansını ölçen metriklere odaklanmalı

•    Çalışan bağlılığını artıracak yöntemleri çeşitlendirmeli

•    Üst yönetimin hedefleri ile çalışanların bakış açısını paralel hale getirecek yöntemler üzerinde çalışmalı

•    Çalışan bağlılığının önemini yönetim kurulu seviyesinde gündemde tutmalı

•    Çalışan bağlılığını artırmak adına yapılan tüm çalışmalara yöneticiler dahil tüm paydaşları dahil etmeli

Hayal gücü iş süreçlerine katılmalı

Deloitte, 2024 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması’nın en çarpıcı sonuçlarından biri de bu yılki küresel anketlere verilen yanıtlardan, iş ne kadar sınırsız olursa, empati ve merak gibi benzersiz insani yeteneklerin de o kadar önemli hale geldiği açıkça göstermesi. İnsan Kaynakları yöneticilerinin hayal gücünü iş süreçlerine dahil etmesinin önemini ortaya koyan araştırmada ankete katılan katılan çalışanların yüzde 76'sı şirketlerinin, işlerinin geleceğini hayal etmelerine yardımcı olmasının önemli olduğunu söylüyor. Oysa araştırmaya katılan şirketlerin sadece yüzde 43'ü çalışanların işlerinin geleceğini hayal etmelerine yardımcı oluyor. Araştırma ayrıca yapay zeka ve teknolojinin hayal gücü üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor.  

Şeffaflık çalışan güveninşi artırıyor.

Deloitte'un 2024 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması’nın önemli başlıklarından biri de şeffaflık. Araştırmaya katılan liderlerin yüzde 86'sı şirket ne kadar şeffaf olursa, çalışan güveninin o kadar fazla olduğunu söylüyor. Buna göre İnsan Kaynakları yöneticilerinin kişisel veri gizliliğini şeffaf ve görünür hale getirmesi tavsiye ediliyor.

Geleneksel üretkenlik ölçütlerinin yetersizliğinin de vurgulandığı araştırmaya göre çalışan performansının öneminin giderek arttığı günümüzde, üretkenlik ölçütleri çalışanlarla birlikte oluşturmalı ve çözümler zenginleştirilmeli. Yeni teknolojilerin kullanımına yönelik plan yapmalı ve yeni veri kaynakları ile yapay zeka uygulamalarına yönelmeli.

Raporda öne çıkan bulgular:

•    Liderlerin %86’sı şirket ne kadar şeffaf olursa, çalışan güveninin o kadar fazla olduğunu söylüyor. Dolayısı ile bu noktada İnsan Kaynakları yöneticilerinin ilk yapması gereken şey kişisel veri gizliliğini şeffaf hale getirmek olmalı.

•    Çalışanların sadece %43'ü çalıştıkları şirketlerin kendilerini işe başladıkları zamandan daha iyi bir noktaya getirdiğini söylüyor.

•    Üst yönetimin hedefleri ile çalışanların bakış açısı paralel hale getirilmeli. Kurumun hedefleri ile çalışanların bireysel hedefleri arasında uyum sağlanmalıdır.

•    Araştırmaya katılan liderlerin %85’i hibrit çalışmaya geçişin çalışanların üretken olduğuna dair güvensizliği artırdığını söylüyor. Uzaktan çalışma modelinin etkinliği ve verimliliği artırmak için yeni yöntemler geliştirilmelidir.
•    Yeni veri kaynakları ve yapay zekâ, geleneksel ölçütlerin yanı sıra yeni ölçütlerin takibi için gereklidir. Veri odaklı karar verme süreçleri, işletmelerin rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olacaktır.

•    Katılımcıların %73'ü insanların hayal gücünün teknolojik yeniliklere ayak uydurmasını sağlamanın önemli olduğunu, ancak yalnızca %9'unun bu dengeyi