24 Ağustos 2026

 Türkiye'nin iklim haritası değişiyor

Boğaziçi Üniversitesi ve İzmir Bakırçay Üniversitesi'nden bilim insanlarının ortak yürüttüğü bir araştırmaya göre Türkiye’de Akdeniz ve yarı kurak iklimin etkisi artıyor; soğuk ve kuvvetli kışlar artık yüksek rakımlarda görülüyor.  
 
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Prof. Dr. Murat Türkeş ile İzmir Bakırçay Üniversitesi'nden Araştırma Görevlisi Nami Yurtseven, Türkiye'de gözlenen iklim tiplerindeki değişimi inceleyen bir araştırma yaptı. Çalışmada 1961-1990 ve 1991-2020 dönemleri karşılaştırılırken gelecek projeksiyonları Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) düşük, orta ve yüksek emisyon senaryolarına göre 2041-2070 ve 2071-2099 dönemleri için hazırlandı.
 
Araştırmaya göre 1961-1990 döneminde Türkiye topraklarının yüzde 28,9'unu kaplayan yazları kurak ve çok sıcak geçen Akdeniz iklimi, 1991-2020 döneminde yüzde 31,8'e yükseldi. Yarı kurak bozkır iklimi yüzde 21,9'dan yüzde 24,2'ye çıkarken yazları kurak ve sıcak geçen soğuk iklim tipinin kapladığı alan yüzde 24'ten yüzde 19,3'e geriledi.
 
Prof. Dr. Türkeş, iklim değişikliği nedeniyle Türkiye'de ilkbaharın daha erken başlayabileceğini ve yaz mevsiminin uzayabileceğini söylüyor. Türkiye'deki kurak ve büyük bir bölümü Akdeniz iklimi olmak üzere ılıman iklim tiplerinin coğrafi alanlarının hem 2041-2070 hem de 2071-2099 dönemlerinde genişleyeceği öngörüsünü paylaşan Türkeş, "İncelediğimiz tüm gelecek senaryolarında Türkiye’deki en geniş alan, yaklaşık yüzde 40-45 oranla, yazları kurak, sıcak ve çok sıcak subtropikal Akdeniz iklimleri tarafından kaplanacak. İkinci en geniş alana ise yaklaşık yüzde 30-35 orta enlem ve subtropikal yarı kurak step iklimleri hakim olacak. Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan bir coğrafi alan ise yazları kurak ve sıcak geçen soğuk iklim tiplerinin etkisi altında kalacak. Günümüze kıyasla çöl ikliminin genişlemesinin gelecekteki tüm dönemlerde özellikle de orta ve çok yüksek emisyon senaryoları altında gerçekleşmesi bekleniyor" diyor.
 
Akdeniz ikliminin Türkiye'de yaygınlaşmasının yalnızca bir iklim sınıflandırması değişikliği olmadığını vurgulayan Türkeş, bunun doğal sistemlerden ekonomiye uzanan yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini belirtiyor. Daha sıcak ve uzun yaz mevsimleri ile düşük nem koşullarının yangın sezonunu uzatabileceğini kaydeden Türkeş, Ege ve Akdeniz'de görülen yüksek yangın riskinin gelecekte Marmara, Batı Karadeniz ve İç Batı Anadolu'da da belirgin hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.
 
2071-2099 döneminde Doğu Karadeniz ve Büyük Ağrı'nın en yüksek kesimleri dışında Türkiye'nin yüksek dağlık alanlarında neredeyse hiç buzul kalmayacağını belirten Türkeş'e göre Akdeniz iklimlerinin Türkiye'de yaygınlaşması aynı zamanda yaz kuraklığını uzatıp şiddetlendirecek. Kar yağışlarındaki azalma yeraltı suyu beslenmesi ile barajlara gelen su miktarını düşürecek. İnsan baskısının da etkisiyle çölleşme riski artacak. Bu durum Türkiye'nin iç kesimlerinde, özellikle İç Anadolu'nun güneyi ve İç Batı Anadolu'da tarımsal üretim açısından önemli sorunlara yol açacak. Zeytin, badem, incir, üzüm ve Antep fıstığı gibi ürünlerin yetişme alanları genişleyecek. Buna karşın sulama ihtiyacının artması nedeniyle buğday, arpa, şeker pancarı ve mısır gibi ürünlerde verim kayıpları yaşanacak. Yarı kurak bozkır ve Akdeniz ikliminin yaygınlaşmasıyla kişi başına düşen su miktarı azalacak. Sulama talebi artacak. Hidroelektrik üretimi etkilenecek. Kentlerde su ile yağmur suyu yönetimine yönelik uyum çalışmaları daha gerekli hale gelecek.