08 Temmuz 2026

Genetik saatle ömrü bilmek gerçek olabilir

Bilim insanları, gen aktivitelerini inceleyerek insanların ve memeli hayvanların biyolojik yaşını hesaplayan ve ne kadar ömürleri kaldığını tahmin edebilen yeni bir genetik saat modeli geliştirdi.

Bireyin doğumundan itibaren geçen süreyi ifade eden kronolojik yaş ile organ ve hücrelerinin ne kadar yıprandığını gösteren biyolojik yaş arasındaki farkı ölçmek, uzun süredir tıp dünyasının en büyük hedeflerinden biri. Harvard Tıp Fakültesi'nden biyoenformatik uzmanı Alexander Tyshkovskiy liderliğindeki bir araştırma ekibi, hücrelerde hangi genlerin açılıp kapandığını kontrol eden RNA moleküllerini inceleyen ve "transkriptomik saat" adı verilen çığır açıcı bir algoritma geliştirdi.
 
Bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırmaya göre bu yeni biyolojik saat, bir insanın ya da hayvanın yaşam yolculuğunun neresinde olduğunu ve kronik hastalık risklerini yüksek bir  doğruluk oranıyla tahmin ediyor. Geliştirilen bu yeni teknolojinin en büyük inovasyonu; fareler, sıçanlar, makak maymunları ve insanlardan alınan 11 binden fazla doku örneğinin incelenip karşılaştırılmasıyla ortaya konması. Araştırmacılar, farklı türlere ait dokuların fonksiyonları birbirlerinden farklı olsa bile  yaşlanmaya ait biyolojik göstergelerin memeliler arasında şaşırtıcı bir biçimde ortak olduğunu keşfetti. Örneğin, bir sıçanın karaciğer ve kalbi ile bir insanın karaciğer ve kalbindeki aynı genlerin yaşlanmayla birlikte benzer sinyaller verdiği görüldü. Hücre bölünmesi ve yara iyileşmesini yöneten genlerin aktif olduğu bünyelerde moleküler yaşlanmanın yavaş seyrettiği; hücre ölümü ve kronik iltihaplanma ile ilişkili genlerin baskın olduğu durumlarda ise biyolojik yaşlanmanın hızlandığı ve ölüm riskinin arttığı belgelendi.
 
Uzmanlar, bu yeni genetik saatin 2013 yılından bu yana kullanılan geleneksel kimyasal DNA analizlerine (epigenetik saatler) kıyasla çok daha pratik bilgiler sunduğunu belirtiyor. Sağlıklı bir diyetin biyolojik saati yavaşlattığı, kronik hastalıklar ve çevre kirliliğinin ise hızlandırdığı zaten biliniyor; ancak bu yeni algoritma sayesinde geliştirilen ilaçların veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşlanma üzerindeki etkileri artık yıllarca süren klinik deneylere gerek kalmadan erkenden ölçülebilecek.