18 Ekim 2025

Meme kanserinde hedef erken tanıdır

Meme kanseri hakkında farkındalık yaratmak ve erken tanının hayati önemini vurgulamak amacıyla her yıl ekim ayında düzenlenen Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle, Amerikan Hastanesi’nden Prof. Dr. Abdullah İğci’nin görüşlerine başvurduk. İğci, erken tanı ve tedavi konusunda dikkate alınması gereken önemli bilgilendirmelerde bulundu. 

Her 8-10 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşır ve bu risk ilerleyen yaşla birlikte artar. En sık 50-60 yaşlarında görülmekle birlikte, ülkemizde 40 yaş altı kadınların meme kanserine yakalanma oranı yaklaşık %18’dir, bu nedenle erken yaşlarda bilinçlendirme şarttır. Meme kanserinin %15’i genetik veya ailesel yatkınlıkla olur. %85’inin ailesinde meme kanseri yoktur. Erkeklerde %1 oranında görülmektedir. Erken tanı olanakları ve gelişmiş tedavi yöntemleriyle meme kanseri çok yüksek oranda tam olarak tedavi edilmektedir.

Meme kanserinin belirtileri ve risk faktörleri 

Memede kitle, şekil bozukluğu, sertlik, kızarıklık, kabuklanma, meme başından kanlı akıntı, meme derisinde çekilme, meme başının içeri çekilmesi, koltuk altında sertlik olması gibi belirtiler önemlidir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye, meme hastalıklarıyla uğraşan bölüme müracaat edilmeli, özellikle gerekli tetkikler yapılmadır.
 
Asıl hedef, bu gibi belirtilerin oluşmasından önce memedeki değişiklikleri saptamaktır. Önemli bir durum da şudur; memede ele gelen her kitle kanser değildir. Memedeki kitlelerin %90’ı kist veya iyi huylu kitlelerdir. 

Ailede meme kanseri olması, hiç doğum yapmamış olmak, erken adet görmek ve geç menopoz, menopoz döneminde hormon replasmanı almak, daha önce göğüs duvarına ışın tedavisi yapılmış olması, obezite ve aşırı alkol tüketimi meme kanseri için risk faktörleri arasında sıralanabilir. 

Genetik meme kanseri nedir?

Kalıtsal meme kanserlerinin büyük kısmı BRCA1/2 genlerindeki bazı mutasyonlara bağlıdır. Bu genler kontrolsüz hücre çoğalmasını engelleyen yani tümör baskılayıcı genlerdir. Bu genlerde mutasyon olması meme ve yumurtalık kanseriyle ilişkilidir. BRCA1/2 mutasyon taşıyıcısı olan bir kadında 70 yaşına kadar meme kanseri olma oranı yaklaşık %50-70, yumurtalık kanseri olma ihtimali %40-50 civarındadır. 

Son yıllarda BRCA genleri dışında meme kanseriyle ilişkili mutasyon olan yaklaşık 22-24 gen daha tespit edilmiştir (TP53, PALP2, CHEK2, ATM vb.). 

Meme kanseri gen mutasyonu olan kadınlara meme kanseri olmadan önce Profilaktik Mastektomi (her iki memenin içi boşaltılır) ve yeni meme (rekonstrüksiyon) yapılır. Ailede meme kanseri olan kadınların hiçbir test yapmadan her iki memesini aldırtmak istemesi uygun değildir. Ailesinde meme kanseri gen mutasyonu taşıyanlarda meme kanseri gen mutasyonu ihtimali de mutlak değildir. 

Annede varsa, kızında mutasyon olma ihtimali %50’dir. Ailede daha önce saptanmış gen mutasyonu olması, genç yaşta meme kanseri, triple negatif (ER-, PR-, HER2-) meme kanseri, iki taraflı meme kanseri, 1., 2. derece akrabalarda iki veya daha fazla meme kanseri olması gibi durumlarda genetik test yaptırılabilir.

20 yaşından sonra ayda bir kez kendi kendine muayene yapılmalı 

Meme kanserinde hedef erken tanıdır. Erken tanı için kadınların bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi, özellikle 20 yaşından sonra ayda bir kez menstrüasyondan 3-4 gün sonra kendi memesini muayene etmeyi öğrenmesi ve yapması gerekir. Memesinde farklı bir kitle tespit edildiği durumlarda doktora müracaat etmelidir. Aylık düzenli muayene memedeki kitleyi fibrokistik yapılardan ayırt etmeyi sağlar. 40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi ve doktor muayenesi yapılmalıdır. Aile riski yüksek olanlarda kontrollerin 35 yaşından itibaren yapılması uygun olur.

Meme kanserinin tedavisi multidisiplinerdir 

Meme kanseri tanısı konan hastalara tarama yaparak evrelendirilir. Hastanın evresine göre tedavi planı yapılır. Multidisipliner bir yaklaşımla radyolog, cerrah, patolog, onkolog, radyasyon onkoloğu, plastik cerrah, fizik tedavi uzmanı ve psikiyatristin katkılarıyla tedavi gerçekleşir.

Meme kanseri tanısı konan hastaların tedavisi planlanırken;

 Öncelikle evresine karar verilir. 

 Sonra meme içerisindeki kanser tek odak mı, yoksa memenin birçok yerinde başka kanser odakları var mı diye bakılır. Koltuk altındaki lenf bezlerinde metastaz olup olmadığına bakılır. 

  Eğer koltuk altlarında lenf metastazı varsa veya memedeki sertlik çok büyükse, önce kemoterapiyle tedaviye başlanarak kitlenin küçülmesi ve koltuk altındaki lenf bezinin içindeki kanser hücrelerinin yok olması sağlanır, sonra cerrahi yapılır.

  Meme koruyucu cerrahi: Memede tek kitle varsa, kitle çevresindeki yaklaşık bir cm'lik normal dokuyla birlikte çıkarılır.

  Mastektomi: Memenin tamamen alınmasına denir. Bu durum meme içinde birçok odakta kanser varsa yapılır. Bazı durumlarda memenin derisi, meme başı alınmaz, meme dokusunun tamamı çıkarılır ve yerine silikon implant veya hastanın kendi kas dokusu konulabilir.

   Koltuk altı bölgesinin lenflerinin değerlendirilmesi: Önceki yıllarda koltuk altındaki lenf bezleri temizlenirdi. Son 10-20 yıldır memeden koltuk altına drene olan lenf kanallarının döküldüğü ilk lenf bezi (sentinel lenf nodu) bulunup çıkarılmaktadır. Bunun bulunması için memeye boya veya radyoaktif kolloid verilir. Ameliyat esnasında çıkarılan lenf bezine patolojik inceleme yapılır. Lenf bezinde metastaz yoksa, diğer lenf bezleri çıkarılmaz. Eğer metastaz varsa ve uygunsa, diğer lenf bezleri çıkarılır.

Koltuk altındaki lenf bezlerinin temizlenmemesi daha sonra kolda “lenfödem” olmasını engellemektedir. Ameliyat sonrası alınan parçaların ayrıntılı patoloji sonuçlarına göre aşağıdaki tedaviler uygulanır: 

  Kemoterapi: Son yıllarda çok iyi tedavi edebilen ilaçlar keşfedilmiştir.


  Radyoterapi: Meme ve koltuk altı bölgesinin ışınla tedavisidir.


  Endokrin tedavi: Bazı kanser hücreleri hormonlara karşı duyarlılığını gösteren reseptörler taşırlar, bu reseptörleri taşıyan hastalara Tamoxifen, Anastrozol gibi ilaçlar verilir.

Meme kanserinin tanısında kullanılan tetkikler  

  Dijital Mamografi veya Tomosentez (3 Boyutlu Mamografi): Memede olan kitle normal dokudan farklı olarak düzensiz kenarlı opasite tarzında görülür. Kitlenin içinde veya çevresinde mikrokalsifikasyonlar tanı için önemlidir. Mamografide elimize gelmeyen kitleleri de görmemiz mümkündür, bu erken tanıda çok önemlidir. Tomosentez ise çok küçük bir kanseri normal dokuların arasında görmemizi sağlar. Mamografiden alınan radyasyonun kansere yol açıp açmadığı konusunda da şunu söyleyebiliriz; mamografide alınan radyasyon çok azdır, hatta yaklaşık 6-7 saatlik uçak yolculuğu sırasında alınan radyasyona eşdeğerdir.

 Ultrasonografi: Belli frekansta ses dalgaları kullanılarak yapılan bir işlemdir. Meme içindeki kitlenin kist mi, katı mı olduğunu ayırmamıza yardımcı olur. 35 yaşın altındaki kadınlarda meme şikayetleri olduğunda ilk yapılan tetkik, ultrasonografidir.

  Meme MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme): Mamografi ve ultrasonografinin yetersiz kaldığı yoğun meme dokusu olan hastalarda yapılır. Ayrıca herediter meme kanserli ailelerin, genç kişilerin takibinde, koruyucu meme kanseri tedavisinden sonra takipte de meme MRG yapılır. Memede ele gelen kitle, mamografi veya ultrasonografide saptananların tanısı “Tru-cut biyopsi”, “ince iğne biyopsisi”, “vakumlu biyopsi” ve “cerrahi biyopsi” ile konulur.

Meme Kanseri Farkındalık Ayı

Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Meme Kanseri Farkındalık Ayı, bu önemli hastalık hakkında farkındalık yaratmak ve erken tanının hayati önemini vurgulamak amacıyla her yıl ekim ayında düzenlenir. Bu ay boyunca, meme kanseri farkındalığı artırılarak, erken tanı konulan hastaların tedavi şanslarının yükseltilmesi hedeflenir. Özellikle Meme Kanseri Farkındalık Ayı'nda pembe kurdele ön plana çıkar ve bu dönemde yapılan kampanyalar, etkinlikler ve sosyal medya paylaşımları aracılığıyla toplumda farkındalık oluşturulmaya çalışılır.

Pembe kurdele, meme kanserine karşı verilen mücadelede bir sembol haline gelmiş olup, hastaların, yakınlarının ve toplumsal kuruluşların bu hastalıkla ilgili farkındalık yaratmak için desteklerini ifade eder. Ayrıca, kanser tedavisi gören kişiler için de bir dayanışma simgesi olarak görülür ve meme kanseri taramaları, erken teşhisin önemi ve tedavi süreci hakkında bilgi vermek için kullanılır. Düzenli meme kontrolleri yaptırmak ve taramalara katılmak, meme kanserinin erken teşhis edilmesinde çok önemli bir adımdır. Unutmamak gerekir ki, sağlık için "bir dokunuş hayat kurtarır."