06 Nisan 2026

Neden herkes yiyeceklerden aynı miktarda kalori almaz?

Diyet yapmak basit bir matematik problemi gibi görünüyor. Harcadığınızdan daha az kalori tüketin ve kilolar kendiliğinden azalmaya başlasın. Ama bu denklem tam olarak doğru değil.

Yaygın inanışa göre aynı şeyi aynı miktarda yiyen iki kişi her zaman aynı oranda kalori alır. Beslenme uzmanı Janice Dada'ya göre bu doğru değil. SELF dergisindeki habere göre Dada, "Muhtemelen hayatınız boyunca düşündüğünüzün aksine, kalori emilimi, yiyen kişiye bağlı olarak değişebilir" diyor.  
 
Sindirim sağlığı uzmanı Tannaz Eslamparast ise şunu söylüyor: "Araştırmalar, sindirimin bağırsak mikrobiyomunun ve gıda yapısının, yediğimiz yiyeceklerden ne kadar enerji emdiğimizi nasıl etkilediğini ortaya koydukça, kalori ve kilo yönetimi konusundaki anlayışımız gelişiyor. Bu, odağı sadece kalori saymaktan, bireysel biyolojiyi ve tükettiğimiz yiyecek türlerini dikkate almaya kaydırıyor."
 
Kalori nedir?
 
Nutrition With Maddie kliniğini yöneten beslenme uzmanı Maddie Pasquariello, "Vücudunuzun bir yiyeceği tüketmesi ve parçalamasıyla elde ettiği enerjinin ölçüsüne kalori denir. Yani vücudunuz bir şeyi sindiremezse, o şeyden hiçbir kalori alamaz" diyor. Başka bir deyişle, kaloriler ancak yediğiniz şey tamamen sindirildiğinde önem kazanıyor.
 
Tannaz Eslamparast'a göre insanların sindirim sistemi ve metabolizmada bu süreci etkileyebilecek doğal farklılıklar var: "Sindirim enzimi seviyesini, bağırsak geçiş süresi (yiyeceklerin sindirim sisteminden ne kadar hızlı geçtiği) ve bağırsak mikrobiyom bileşimi belirliyor."
 
Bağırsak mikrobiyom dengesi
 
Besinlerden alınan kalorilerin yaklaşık yüzde 90'ı ince bağırsakta emiliyor. Geri kalanının bir kısmı özellikle lif gibi sindirimi zor olan ve bozulmadan kalan maddeler kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından sindiriliyor. Pasquariello, "Buradaki farklılıklar genellikle büyük olmasa da herkesin bağırsak mikrobiyomu doğal olarak biraz farklı ve bazıları aynı öğünden enerji elde etmede diğerlerinden daha iyi" diyor. Yani aynı besin kişilerde farklı kalori üretiyor.
 
Eslamparast, bu konuda fırında pişmiş patates örneğini veriyor: "Bir kişinin mikrobiyomundaki nişastayı indirgeyen dirençli bakterilerin popülasyonu daha fazla enerji elde edilmesine neden olabilir. Bunun kilo üzerinde potansiyel sonuçları var. Araştırmalar, obezlerin normal kilolu kişilere oranla değişmiş bir mikrobiyoma sahip olduğunu gösteriyor."
 
Sindirim enzimi seviyesi
 
Sindirim büyük ölçüde ince bağırsakta bulunan sindirim enzimleri olarak bilinen proteinler tarafından sağlanır. Sindirim enzimlerinin çoğu pankreas tarafından üretilir, ancak bazıları ağız, mide ve ince bağırsakta oluşur. Enzimler genellikle belirli besin maddelerini hedef alır. Lipaz yağları, amilaz karbonhidratları; proteazlar ve peptidazlar ise proteinleri parçalar.  Pasquariello'ya göre sindirim enzimlerinin olmaması ya da yeterli miktarda bulunmaması vücudun şekerleri, yağları, proteinleri ve süt ürünlerini parçalayamamasına neden oluyor. Bu duruma neden olabilecek sorunları şöyle sıralanıyor:
 
* Doğuştan gelen sükraz-izomaltaz eksikliği, ince bağırsağınızın sükraz ve izomaltaz enzimlerini üretmesini engeller. Bu enzimlerin her ikisi de sükroz ve maltoz gibi bazı şekerleri ve dekstrin gibi nişasta sindiriminin bazı ürünlerini parçalamak için gereklidir.
 
* Ekzokrin pankreas yetmezliği, pankreasın karbonhidratları, proteinleri ve yağları sindirmek için ihtiyaç duyduğu enzimleri yeterince üretmesini engelleyen bir durum.
 
* Laktoz intoleransı, ince bağırsağınızın laktozu sindirmek için gerekli olan enzimini yeterince üretmemesine neden olur. Laktoz, süt ürünlerinde doğal olarak bulunan bir şekerdir.
 
*  Birçok başka hastalık ve rahatsızlık da, sindirim enzimi yoluyla olmasa da, kalori emilimini bozabilir. Çölyak, Crohn hastalığı veya IBS'si olan kişiler besinleri farklı şekilde veya eksik emebilir. Örneğin çölyak olan bir kişi gluten (buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein) yediğinde, ince bağırsağı kaplayan "villü" adı verilen küçük çıkıntılara karşı bir bağışıklık tepkisi tetiklenir. Villuslar vücudunuzun besinleri emmesine yardımcı olur. Bu nedenle onlara yapılan bir saldırı emilimi azaltır. Crohn hastalığı da villusları etkiler. IBS ise gastrointestinal geçiş süresini kısaltarak yiyeceklerin hareketini hızlandıran ve kalori emilimi için yeterince uzun süre yüzeyle temas etmemesini sağlayan kasılmaları tetikleyebilir.
 
Pasquariello, bu tip bir rahatsızlığınız yoksa fazla endişelenilmemesi gerektiğini belirterek şu tavsiyeyi veriyor: "Yiyecekleri düzgün bir şekilde sindirdiğinizden emin olmak ve herhangi bir endişenizi bir uzmanla görüşmek önemli olsa da her bir gram yiyeceğin başkasıyla karşılaştırıldığında nasıl emildiğine veya emilmediğine odaklanmaktansa, diyetinizdeki yiyeceklerin genel besin yoğunluğuna ve kalitesine odaklanmanız çok daha iyi olacak."
Sonuçta, herkes yiyeceklerden farklı miktarda kalori alıyorsa, besin değerleri etiketindeki rakam ne olursa olsun aslında kaç kalori tükettiğinizi tam olarak bilemezsiniz. Ancak bu, istatistiklere takıntılı olmak yerine sezgisel olarak beslenmenizi sağlayabilir. Dada bunun için şöyle konuşuyor: “Kilo ve kalori gibi sayılara odaklandığımızda, bu bizi yanıltıyor. Oysa örneğin, 'Yiyecek vücudumda nasıl hissettiriyor? Vücudumun ne kadar yediğimle ilgili verdiği farklı sinyallere dikkat ediyor muyum?' gibi daha sezgisel olan şeylere odaklanmak gerek. Bunu yaptığınız zaman doğru yoldasınız" demektir.