15 Mart 2023

Eşya kiralamanın yeni yolu: İki genç girişimcinin hikayesi

 
Zeynep Eliçin ve Hande Sevinç… Lise yıllarında başlayan dostluklarını zaman içerisinde uzaktan sürdürmeye devam etseler de, yolları Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmelerine vesile olan yepyeni bir fikirle bir kez daha kesişti. Dostluklarının alametifarikası olan ve ülkemizde eşyaların da kiralanmasına olanak sağlayan Varsapp’i birlikte hayata geçirdiler. Peki fikir nasıl ortaya çıktı? Kiralama noktasında kullanıcılara nasıl bir hizmet sunuyorlar? Bu soruların cevaplarını ve çok daha fazlasını röportajımızda bulabilirsiniz...
 
 
Henüz çok yeni olan bu girişimin detaylarına geçmeden önce bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Varsapp’ın Kurucu Ortakları (CEO) Zeynep Eliçin ve Hande Sevinç (COO) kimdir?
 
Hande Sevinç: Zeynep ile dostluğumuz ise lise yıllarında başladı. Liseden mezun olduktan sonra Zeynep ile iletişimimiz sosyal medya ağları üzerinden birbirimizin paylaşımlarını görerek devam etti. Üniversitede öğrenim gördüğümüz yıllarda hem ben hem de Zeynep girişimcilik ekosistemine adım attık. İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik zamanlarımda çeşitli start-up’larda (girişimlerde) çalıştım. Öğrenci kulüplerinde de aktif bir şekilde rol alan taraftaydım. Buralarda kıymetli deneyimler elde ettim. Varsapp fikri tamamen Zeynep’e ait. Aklına böyle bir girişim geldiğinde “Beraber yapabilir miyiz?” diye sordu. Böylece serüvenimiz başlamış oldu. Şirkette operasyon tarafında aktif olarak varlık gösteriyorum. Girişimcilik ekosistemi ile tanışmam da 3-4 seneyi buluyor.
 
Zeynep Eliçin: İstanbul Medipol Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü’nden 2021 yılında mezun oldum. Üniversitedeki ilk senemde fark ettim ki, benimle aynı alanda eğitim alan çok fazla öğrenci var. O nedenle de özgeçmişimi kazandığım deneyimlerle zenginleştirmeye karar verdim. Bu amaç doğrultusunda da araştırma yapmaya başladım ve start-up (girişim) diye bir kavrama denk geldim. Şanslıyım ki, Koç Ünversitesi’nin KWORKS Kuluçka Merkezi’nde olan bir girişim karşıma çıktı ve hemen başvuru yaptım. Burada operasyon yönetimi kısmında yaklaşık 1,5 yıl görev aldım. Gerçekten benim için bir okul gibiydi. Her şeyi en baştan orada öğrendim ve start-up’ı çok sevdim. Daha sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nin start-up’ında yaklaşık 5 ay kadar çalıştım. Ancak bundan sonrasında ne yapacağımı ya da yapmayacağımı pek iyi bilmiyordum. Üniversitede  öğrenim görürken yolumu bulmaya çalıştığım için deneme şansım fazlasıyla vardı. Türk Eğitim Vakfı’nda çalıştım, vakıf tarafını deneyimledim. Siemens’te finans departmanında çalışarak kurumsal hayatın havasını kokladım. Üniversiteden mezun olacağım son senemde de start-up’lara yatırım yapan bir şirket olan Tarvenn Ventures and Advisors’ta çalıştım. Mayıs 2020 döneminde Tarvenn Ventures and Advisors’tan yatırım alan İngiltere ve Türkiye lokasyonlu Sorwe isimli start-up’ta dijital pazarlama departmanında 3 ay kadar çalıştım. Ancak bir yandan bu tarafta da Varsapp hayata geçmeye başlıyordu. Baktım ki burada işler çok büyüyor ve iki tarafa da yeterince konsantre olamıyorum; bu yüzden yönümü tamamen Varsapp’a çevirdim.
 
2020 yılında temelleri atılan genç bir şirketsiniz. Tüketim çılgınlığının doruğa ulaştığı günümüzde Varsapp bu noktada ürün kiralama yöntemiyle toplumu bilinçlendirici bir misyon üstleniyor diyebiliriz. Bu girişimi hayata geçirmenizi sağlayan kırılma noktası nasıl gerçekleşti?
 
Zeynep Eliçin: Ben biraz hikayeden bahsedeyim, sürdürülebilirlik kısmını ise Hande anlatsın. 2020 yılında kayak yapmaya gittim ve menisküs oldum. Haliyle kayak serüvenimde böylece sona ermiş oldu. Pek çok ürün almıştım ve hiçbirini kullanma fırsatım olmamıştı. Kullanamadığım bu ürünleri ikinci el platformlarında satmak istediğimde de değerinin çok fazla düştüğünü gördüm, üstelik bu zaman diliminde öğrenciydim. Ürünleri kiralamak istedim ama Türkiye’de böyle bir sistem ne yazık ki yoktu. Biraz önce de değindiğim gibi hem start-up hem de kurumsal tarafta edindiğim deneyimler böyle bir girişimi hayata geçirme noktasında benim için bir şanstı. Yurtdışında ikinci el kiralama platformlarının çok başarılı örnekleri var. “O zaman biz de Türkiye’de yapalım” dedim ve sonrasında hemen Hande’ye yazdım. Çünkü Hande’yle görüşmediğimiz o dönemde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlardan start-up’larda ve kulüplerde çalıştığını biliyordum. Dolayısıyla başka insanlara teklif götürmek yerine en doğru kişinin Hande olduğunu bildiğim için bu fikri ona sundum. Sağ olsun o da kabul etti. Böylece insanların ihtiyaçlarına erişirken önlerine büyük maddi engeller çıkmasını önleyecek aynı zamanda da sürdürülebilirliğe de hizmet eden bir uygulama olan Varsapp’ı hayata geçirdik. Sürdürülebilirlik kısmını ise asıl sahibine, Hande’ye bırakıyorum.
 
 
Hande Sevinç: Jenerasyon olarak sürdürülebilirlik gibi konulara daha fazla önem veren bir taraftayız. Bizden önceki nesiller daha çok satın almaya yönelik bir eğilim gösterirken bu durum bizim nesil için “ona o parayı vereceğime, arkadaşımdan alabilirim”, “ona o parayı vermek yerine, bir hobimi yaparım ya da daha fazla kahve içerim” yönünde. Bana göre, bizim jenerasyonumuz kısa dönem ihtiyaçları için gereğinden fazla ücret ödeyerek satın alma davranışı göstermiyor. Varsapp tam da bu nedenle onlar için biçilmiş kaftan.
 
Varsapp farkını sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda da ortaya koyuyor. Çünkü müşteri bir ürün satın almaya karar verdiğinde Varsapp ona deneme imkanı sunuyor. Hem kullanıcıların hem de şirketlerin girişimimize olumlu bakmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi bu. Zira şirketler iade süreçleriyle gerçekten çok büyük zaman kaybediyorlar ve bunun yanı sıra iade edilen ürün/ürünler de depoda çürümeye bırakılıyor. Biz aslında Varsapp olarak bunun da önüne geçiyoruz. Örneğin, hiç ihtiyaç duyulmayan bir ürün satın alınıp, maksimum 2 kere kullanıldıktan sonra ev içerisinde de olsa bir köşeye atılabiliyor. Dolayısıyla bu ürün satıldığı için üreticiler talep olduğu düşüncesiyle o ürünü yeniden üretiyor. Haliyle bu da şirketler için ek bir maliyet doğuruyor. Bizim girişimimiz hem gereksiz üretimi, tüketimi hem de maliyetlerin artmasını önlüyor. Böylelikle karbon ayak izinin, su ve enerji tüketiminin en aza indirgenmesine de vesile oluyoruz. Dolayısıyla Varsapp sürdürülebilirlik ayağıyla da öne çıkan bir tarafta yer alıyor.

varsapp1.jpg
 
İş ve yaşam alışkanlıklarımızı beklenmedik bir biçimde değiştiren pandemi ile birlikte online alışverişe olan ilgi de artış gösterdi. Yine bu dönemin tesirinin devam ettiği bir zaman diliminde kurulmuş olmanızın Varsapp’a olumlu ve olumsuz ne gibi katkıları oldu?
 
Zeynep Eliçin: Pandemi döneminde insanlar çok fazla şey satın aldılar ve evlerinde sayısız ürün birikti. Varsapp, ürün sahiplerine ellerinde atıl durumda bulunan teknolojik aletleri ya da günlük eşyaları kiralayabilecekleri bir alan sundu. Pandemi sonrasında ise insanların birbiriyle sosyalleşme isteğinde artış oldu. Zira, insanlar bu süreçte tek başlarına olmaktan sıkıldılar ve toplu olarak eğlenceli bir şeyler yapmak istediler. Bunları destekler nitelikte çadır, GoPro, fotoğraf makinesi, kutu oyunları gibi ürünlerin daha çok kiralandığını gördük. Kullanılmayan eşyaların evde çok fazla birikmemesi ve yer işgal etmemesi için eskisi gibi ürün satın almak istemiyorlar. Şunu fark ettik ki; ya yeni ürünleri denemek istiyorlar ya da bir ürünü ihtiyacı kadar kiralayıp küçülmeye gidiyorlar. O yüzden insanlar biraz önce değindiğim gibi daha çok süreklilik gösteren ihtiyaçlarına yönelip, hobileri için gerekli olan ürünleri kiralama modeli ile karşılama yoluna gidiyorlar.
 
Türkiye’de ilk kez kişiden kişiye elektronikten moda ve giyime, kırtasiye ve ofis malzemelerinden  yapı markete  kadar pek çok kategoride ürün kiralaması yapan bir girişime hayat verdiniz. Bu fikri hayata geçirirken başlangıçta hangi noktalarda zorlandınız? Ürünlerini kiralamak ve bunun üzerinden gelir elde etmek isteyen kişilerin güvenini kazanma aşamasında nasıl bir strateji izlediniz?
 
Hande Sevinç: İlk baştaki zorluklardan bir tanesi ürünlerin kiralanabildiğini anlatmaktı. Çünkü insanlar için kiralama fikri ev ya da arabadan ibaretti. Türkiye’deki mevcut kiralama algısını kırıp insanlara eşyaların da kiralanabileceğini ve hatta bu yolla para kazanabileceklerini anlatmak gerçekten çok zorlu bir yolculuktu. Lakin süreci yönetirken en başından beri izlediğimiz yol müşterilerimizde güven duygusunu inşa etmekti. Bunu yaparken de Varsapp’in arkasında bir robotun olmadığını, bize her zaman ulaşabileceklerini göstermek için ekip arkadaşlarımızı hep ön planda tutarak bize her zaman ulaşabileceklerini gösterdik. Bu strateji doğrultusunda da web sitemizde de “Basında Biz” ya da diğer başlıklar altında hep kendimizi ön planda tuttuk. Bu oldukça önemliydi çünkü Varsapp, Türkiye’de yeni yeni faaliyet gösteren bir girişim olduğu için kullanıcılar bunun arkasında gerçekten bir insan olduğunu ve ulaşabileceklerini görmek istiyorlardı.  Örneğin; Varsapp’ta güvence sistemiyle alakalı herhangi bir durum yaşadıklarında Hande’ye bireysel olarak ulaşabileceklerini insanlara anlattık ve sosyal medya hesaplarımızda yaptığımız paylaşımlarla da bunları destekledik.
 
İkinci olarak da çok güzel bir güvence sistemi oluşturduk. Biz Varsapp olarak faaliyetimize Mayıs 2020’de başladık ama Eylül 2021’de web sitemizi canlıya aldık. Aradan geçen bu süre zarfında sözleşmelerimizi hazırladık. Her biri bize özel yazıldı, güvenlik sistemimizi kendimiz oluşturduk. Mesela ofiste karşılıklı olarak bir araya geldiğimizde “Ben şu an kiralayanım, sen ürün sahibisin. Bu taraftaki güveni nasıl sağlayabiliriz?” üzerine yoğun bir mesai harcadık. Şu anda Türkiye’de ilk kez hem kişiden kişiye eşya kiralamasını yapan şirket olarak konumlanıyoruz hem de ürünlerin sigortalanmasını sağlıyoruz. Bunu da sitemizde yer alan tüm sözleşmelerimizde çok şeffaf bir şekilde kullanıcılarımızla paylaştık. Mesela, 2 saat kuralımız var. Ürünler kişiden kişiye gittiğinde eğer bir problem varsa bize bu süre içerisinde geri dönüş yapmak zorundalar. Ayrıca ürünlerin ikinci el bedellerine de web sitemizde yer verdik. Kullanıcılar ikinci el bedelini görüp kiralamalarını yapabiliyorlar ve  ürünün başına bir şey  geldiğinde bu bedelin ödenebileceğinin farkındalar. Varsapp olarak en başta biz güvenceyiz. Geldiğimiz noktada ise, insanlar kenarda duran eşyalarına bakıp “Ben de bundan para kazanabilirim” diye düşünmeye başladılar.
 
Kullanıcıların özellikle kiralamak istediği ürünler hangi kategorilerde yoğunluk gösteriyor? Ürünler ne kadar süreyle kiralanabiliyor? Örneğin kiralamak için belirlenen minimum süre var mıdır? Tüketiciler, süreyi teslimat öncesinde uzatma hakkında sahip olabiliyorlar mı? Kullanıcılarınıza sunduğunuz diğer hizmetler neler?
 
Hande Sevinç:  En fazla yoğunluk teknoloji kategorisinde. Zira hem ürünlerin fiyatlarının çok yüksek olması hem de denemeden direkt satın alma alışkanlığının yavaş yavaş değişmesiyle birlikte; insanlar öncesinde deneyip daha sonra satın alma eğilimi gösteriyorlar. Dahası insanlar bu ürünleri kullanmaya sürekli olarak ihtiyaç duymuyorlarsa, istedikleri gün kadar kiralayıp, kullanım sonrasında iade ediyorlar. Örneğin; bir akşam arkadaşlarıyla toplandıklarında diyelim ki playstation’a ihtiyaçları var, bu ürünü kiralayarak hafta sonunu geçirebiliyor, sonrasında da iade ediyorlar. O yüzden teknoloji kategorisi en yoğun kategorimiz. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen teknoloji ve  perakende firmalarıyla iş birliklerimiz de var. Bu markaların ürünlerini denemek için websitemize çok fazla kullanıcı geliyor. Teknoloji kategorisinde en çok kiralanan ürünleri de kendi içerisinde ayırmam gerekir ise; oyun konsolları, VR gözlükler ve yeni çıkan playstation oyunları…  Özetle kiralanan ürünlerin daha çok teknoloji ve günlük eşyalar özelinde olduğunu söyleyebiliriz.
 
Teknoloji dışında anne&bebek kategorisi de şu anda çok fazla revaçta. Çünkü bebekler çok hızlı bir şekilde geliştiği için ürünü ihtiyacı olan süre kadar kiralıyor, ihtiyaç ortadan kalkınca da iade ediyor. Bu sayede aile ekonomisine de katkı sağlamış oluyor. Aslında web sitemizde yer alan her kategoriden ürün kiralaması yapılabiliyor ancak öne çıkanların bu başlıklar olduğunu söyleyebiliriz.
 
Ürünler minimum 3 gün için kiralanıyor. Bunu da aslında operasyonel süreç gerekliliği nedeniyle yapıyoruz. İnsanların deneme sürelerini minimum 3 gün olarak belirlediklerini gördük ve bunu siteye kural olarak eklemek istedik.Kargonun gidip gelmesi, ürünün kontrol edilmesi gibi adımları da göz önünde bulundurduğumuzda minimum 3 gün olacak şekilde kiralama yapabiliyorlar. Kullanıcı isterse web sitesi üzerinden 6 aylık bir kiralama da yapabilir. Ürünlerin kiralanması için minimum tutarımız yok. Keza web sitesinde zaten günlük fiyatlar yer alıyor. Yalnızca bu fiyatları kiralanmak istenen gün sayısı ile çarpıyoruz. Kullanıcılar süreyi teslimat öncesinde uzatma hakkına sahip ama bize ürünü teslim etmeden 12 saat öncesinde bildirim yapmaları gerekiyor. Aslında bunu biraz da stok kontrolü yapabilmek için istiyoruz. Zira aynı ürünün birden fazla stoğu olsa da, kullanımının uzatılması istendiği tarihte başka bir kullanıcı tarafından kiralanmış olabilir. O yüzden süre uzatımı isteğine dair 12 saat öncesinden bildirim yapılması kuralını getirdik. Ürün bir başkası tarafından kiralanmamışsa tarihi de pek tabii uzatabiliyoruz.
 
Müşterilerimize ayrıca kiralanan ürüne herhangi bir zarar gelme olasılığına karşılık sigortalama hizmeti de sunuyoruz. Bu hizmetten de bir ücret talep etmiyoruz. Web sitesi üzerinde ürünlerini kiralamak isteyen kullanıcılardan ürün ya da ilan ücreti almıyoruz. Depozito ya da provizyon gibi şeylere hiç girmiyoruz çünkü öğrenciler de bizim hedef kitlemizi oluşturuyor ve belki de o anda harçlıklarından ayırdıkları meblağ ile  bu kiralamayı yapıyorlar. Ayrıca müşterilerimiz bize 7/24 her zaman ulaşabilirler. Canlı desteğimiz açık, maillerimiz yine aynı şekilde web sitemizde yazıyor. Bireysel olarak LinkedIn profillerimize kadar sitemizde mevcut. O yüzden bize her zaman ulaşabilirler. Bu da bence onlara sunduğumuz bir diğer kolaylıktır diyebiliriz.
 
Teslimatları ise özel kurye ile yapıyoruz. Biz web sitesini açmadan önce aslında kullanıcılara ”Kargo teslimat seçeneğini nasıl istersiniz?”, “Şubeye mi gitmek istersiniz?”, “Eşya bırakılan dolaplar var onları mı istersiniz?”, “Adresinize mi gelsin?” gibi bir takım sorular sorduk ve gördük ki potansiyel müşterilerimiz ürünlerin adresten teslim alınmasını ya da adrese teslim edilmesini istiyor. Biz de bu seçeneği hayata geçirdik. Ürünü web sitesi üzerinden kiraladıkları gün özel kurye ile teslimatı gerçekleştiriyoruz. Aynı şekilde kiralamanın bittiği gün ürünü özel kurye ile kullanıcının adresinden alıp, depoya iadesini sağlıyoruz. Biz burada kullanıcıların markalardan ürün kiralamalarını da sağlıyoruz. Web sitesinde hem Varsapp Tech kategorisi içerisinde bizim kendi ürünlerimiz var hem C2C hem B2C hem de aslında B2B2C dediğimiz modeller de var. O yüzden diğer rakiplerimizden farklı olarak şirketlerin de ürün kiralamasına olanak sağlıyoruz.
 
Varsapp olarak, ürün sahibi ve kiralayan arasında yaşanabilecek herhangi bir problemde her iki tarafın haklarını korumak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Ürünün sitede göründüğü gibi gelmediğini belirten kiralayan ya da ürününe zarar verildiğini düşünen ürün sahibi arasında orta yolu nasıl buluyorsunuz?
 
Zeynep Eliçin: 2 saat kuralımız var. Bu süre içerisinde ürün sahibi de kiralayan da herhangi bir sorunla karşılaşması halide bize haber vermek zorunda. Zaten kargo teslimatı yaparken karşı tarafa ürünün saat kaçta ulaştığını sistemden takip edebiliyoruz. Üstelik mail aracılığıyla, telefon bildirimiyle ya da arayarak bilgilendirme de yapıyoruz. Kısaca, kullanıcıların bu kuraldan haberdar olmadan sipariş vermesi çok mümkün değil. Bunun yanı sıra kullanıcılardan komplike olarak tanımlanabilecek teknoloji ürünlerini almıyoruz. Cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi ürünlerin KVKK’dan (Kişisel Verileri Koruma Kanunu) dolayı kişiden kişiye kiralamasını yapamıyoruz.
 
Hande Sevinç: Varsapp’te kullanıcılar birbiriyle iletişim halinde değil. Biz burada tamamen aracı olarak konumlanıyoruz ve aslında herhangi bir problemde iki taraf da bizimle iletişime geçiyor. Hem güvenlik sebebiyle hem de sürecin çok komplike olmaması için Varsapp olarak onlara yardımcı oluyoruz.
 
Web sitenizi incelediğimiz Varsapp Tech isimli teknoloji odaklı bir alt kategori mevcut. Burada C2C ve B2C tüketici başlıklarında bulunmayan ürünlerin kiralanabilmesine olanak tanınıyor. Bu kategoriyi oluşturmanızın altında yatan amaç nedir? Kiralanmak istenilen ürünlere buradan nasıl ulaşabiliriz?
 
Zeynep Eliçin:
VarsappTech tarafında ilk önce yalnızca kullanıcılar ve markaları buluşturuyorduk. Arka planda ise çok detaylı bir şekilde verileri inceliyorduk. Bunun sebebi ise kullanıcıların neye ihtiyacı olduğunu bu çıktıların bize çok net bir şekilde sunmasıydı. Edindiğimiz bu bilgiler ışığında markaların Varsapp web sitesi üzerinden kiralamaya sunmadığı saç kurutma makinesi, Airfryer gibi popüler ürünleri kullanıcıların arattığını fark ettik. Bu nedenle web sitesinde kullanıcıların arattığı ve denemek istediği bu ürünleri markalardan satın alarak Varsapp içerisinde kiralanabilecek şekilde yer veriyoruz.
 
VarsappTech tarafı bu bağlamda gayet güzel ilerliyor. Burada kullanıcıların kendi çatımız altında gelişen alt markamızı daha çok tercih ettiğine dair biz izlenim oluşabilir ancak kesinlikle böyle bir durum söz konusu değil. Zira, kullanıcılar ihtiyacı olan ürünleri hangi kiralayan kişi ya da markadan temin edebiliyorsa o yönde bir davranış gösteriyor.
 
Varsapp web sitesi üzerinde şu anda ülkemizde ve dünyada hangi teknoloji ürünleri popüler ise kullanıcılarımız onları deneyebilsin diye yer vermeye devam ediyoruz. Bu ürünleri biz direkt markalardan satın alıyoruz ancak burada dikkat ettiğimiz noktalar var. Belirli bir sebepten ötürü markaya iade edilen, depoda bekleyen veya ikinci el outlet’lere satılan, geri dönüşüme gidecek olan ürünleri alıyoruz. Kutusu hiç açılmamış mağazadan aldığımız birinci el ürün çok çok nadir.
 
 
Hayallerin gerçeğe dönüştüğü yolda türlü zorluklarla karşılaşıldığı aşikar. Peki bu noktada girişimci adaylarına nasıl bir tavsiyede bulunmak istersiniz?
 
Hande Sevinç: Bu soruda ben hep takılıyorum çünkü gerçekten çok zor bir soru. Bir fikirleri varsa bunu hayata geçirmek için çok fazla yol var. Kuluçka merkezleri ve hızlandırıcı programlar sayesinde süreç daha da kolay ilerliyor. Akıllarındaki fikir bir probleme çözüm sunuyor ve pazarda da bu alanda bir doygunluk söz konusu değilse yapılmaması için hiçbir neden yok.  Öğrenci olabilirsiniz, hiçbir sermayeniz olmayabilir bu noktada kuluçka merkezlerinden, melek yatırımcılardan yardım alabilirler.
 
Hayalleri varsa ve girişimcilik ekosistemine uygun olduklarını düşünüyorlarsa başarılı olmamaları için hiçbir neden yok diye düşünüyorum. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu yolculukta geceniz gündüzünüz belli değil. Zorluklara, psikolojik baskıya dayanabileceklerse gerçekten başarılı olabilirler.
 
Ayrıca yola çıkacakları insanları da doğru seçmeleri gerek. Ekibi kendileriyle sürekli aynı fikirde olanlardan ziyade hep olaya farklı perspektiften bakan hızlı aksiyon alabilen ve olasılıkları da hesaba katabilen ve öncesinde mutlaka bir start-up deneyimi olan kişilerden oluşturmaları da son derece  önemli.
 
Zeynep Eliçin: Direkt denize atlamadan önce yüzmeyi öğrensinler. O yüzden öğrenciyken
kesinlikle bir start-up’ta ya da bir şirkette çalışıp deneyim elde etsinler. Erken yaşta başlasınlar ki hata yapma payları daha yüksek olsun. Çünkü yaş ilerledikçe aileniz oluyor, sorumluluklarınız artıyor, bu da cesaret gerektiren kararlarda zorlanmanıza neden oluyor. Bir yandan Hande’nin dediği gibi kurucu ortak çok önemli. Diğer yandan arzu ettikleri rahat bir yaşamsa girişimciliği seçmesinler. Girişimciliğin gerçekten kurumsal bir şirkette çalışmaktan da daha zor olduğunu bence bilsinler.