24 Ağustos 2026

Gökyüzüne altın püskürten yanardağ gizemini koruyor

Dünyanın en güneyindeki aktif yanardağ olan ve Antarktika’da bulunan Erebus, her gün atmosfere mikroskobik boyutta saf altın kristalleri salarak bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. 
  
Yanardağlar, yer kabuğunun derinliklerindeki erimiş maddelerin yukarı fırladığı noktalar. Bu süreçte bakır, gümüş, cıva ve altın gibi birçok element bir arada eriyor. Altının kaynama noktası volkanik sıcaklıklardan çok daha yüksek olduğu için altın burada su gibi buharlaşmıyor; bunun yerine volkanik gazlardaki klor veya kükürt içeren bileşiklere tutunarak taşınıyor.
 
Dünya genelinde Hawaii’deki Kilauea, İtalya’daki Etna veya Alaska’daki Augustine gibi birçok aktif yanardağın püskürttüğü gaz ve küllerde iz miktarda altın tespit edilebiliyor. Ancak Antarktika’daki Ross Denizi’nde bulunan Ross Adası üzerinde yükselen Erebus Yanardağı, bu konuda ezber bozuyor.  Erebus Dağı'nı özel kılan durum, atmosfere doğrudan ve düzenli olarak saf elemental altın kristalleri salan bilinen tek yanardağ olması. Güney Kutbu’na yaklaşık 1.350 kilometre mesafede yer alan ve dünyanın en güneyindeki aktif yanardağ olma özelliğini taşıyan Erebus, içinde sürekli kaynayan bir lav gölü barındırıyor. Yapılan araştırmalar, yanardağın her gün yaklaşık 80 gram saf altın tozu saçtığını ortaya koyuyor. Günlük değeri binlerce doları bulan bu altın tanecikleri, gaz bulutlarının soğumasıyla kristalleşerek püskürüyor. Bilim insanları bu özel sürecin arkasındaki mekanizmayı şöyle açıklıyor: Yanardağın derinliklerindeki magmada çözünmüş halde bulunan altın; klor ve kükürt içeren uçucu bileşiklerle birleşiyor. Sıcak volkanik gazlar yüzeye çıkıp dondurucu Antarktika havasıyla temas ettiğinde gazlar aracılığıyla taşınan bu altın soğuyor. Soğuyan bu altın parçacıkları kristalleşerek katılaşıyor ve rüzgârla çevreye dağılıyor.

Erebus'tan çıkan altın parçacıkları son derece hafif bir yapıya sahip. Mikroskop altında incelendiğinde mükemmele yakın düzgün şekillere sahip olduğu görülen bu kristallerin her biri ortalama 60 mikrometre büyüklüğünde. Yani insan saç telinden daha ince.  Hafiflikleri sayesinde volkanik gazlarla yükselen altın tozları, Antarktika'daki sert hava akımlarıyla yanardağ kraterinden 1.000 kilometre kadar uzaklığa yayılabiliyor.
 
Altının bu gaz bileşiklerinden nasıl ayrışıp kusursuz kristallere dönüştüğü ise henüz tam olarak çözülebilmiş değil. Bilim insanlarının öne sürdüğü teorilerden birine göre, klor içeren bileşiklerle taşınan altın, gazların aniden soğumasıyla kristalleşerek Antarktika buzlarının üzerine düşüyor. Ancak gazdaki altın miktarının çok az olması, havada bu kadar kusursuz kristallerin kendiliğinden oluşmasını zorlaştırıyor. Bir diğer teori ise altın kristallerinin lav gölünün yüzeyindeki kabukta yavaş yavaş şekillendiğini ve ardından yükselen gazlar tarafından havaya uçurulduğunu savunuyor. Keşfin üzerinden otuz yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Erebus’un kimyası, jeolojisi ve ortam sıcaklığının bu eşsiz doğa olayına nasıl zemin hazırladığı gizemini koruyor. Onlarca yıldır süren detaylı çalışmalara rağmen Erebus Dağı, yanardağların iç kimyasını ve davranışlarını anlamaya çalışan araştırmacılar için hâlâ yeni sorular sunan devasa bir doğal laboratuvar olma özelliğini sürdürüyor.