• Anasayfa
  • Yaşam
  • “İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu” sergisiyle yakın tarihe renkli bir yolculuk
08 Ocak 2026

“İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu” sergisiyle yakın tarihe renkli bir yolculuk

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, H. Oğuz Aydemir’in özenle biriktirdiği ve 2018’de müzeye bağışladığı hatıra mendilleri koleksiyonunu ziyaretçileriyle buluşturuyor. Müze Direktörü Hülya Bilgi’nin koordinasyonunda ve Dr. Ozan Torun’un küratörlüğünde hazırlanan “İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu” sergisi, 82 mendilden oluşan bir seçkiyle ziyaretçilerini 19. yüzyılın ortasından 20. yüzyılın ortasına uzanan renkli bir yolculuğa davet ediyor.

Hatıra objeleri geçmişte olan biteni hafızada tutabilmek için kullanılan araçlardan biri. Kimi zaman bir tablo, kimi zaman bir fotoğraf, kimi zaman bir kartpostal insanı mâziye götürebilir. Tıpkı “İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu” sergisinde yer alan hatıra mendilleri gibi. Kâğıda basılmış bir belgeden veya kaleme alınmış bir mektuptan daha dayanıklı ve uzun ömürlü olan mendillerin hatıra, propaganda ve iletişim amacıyla kullanılması pek çok ülkede karşılaştığımız bir gelenek. Tarihin bir dönemine tanıklık etmiş, elden ele dolaşıp yolları bu koleksiyonda kesişmiş mendiller sayesinde geçtiğimiz iki asırda yaşamış insanların, toplumların, kurumların hikâyelerinin izini sürebiliyoruz.

Sergide yer alan hatıra mendilleri, Kırım Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na uzanan çalkantılı dönemin mühim olaylarını, bu olaylara sahne olan mekânları ve olayların kahramanlarını konu ediyor. Tematik bir kurguya sahip olan sergide, aynı zamanda söz konusu dönemin siyasi, iktisadi ve toplumsal kırılmalarını kronolojik bir akış içinde takip etmek de mümkün. Sanayi Devrimi’yle başlayan seri üretim ve sermaye birikiminin büyük güçleri sevk ettiği sömürgecilik yarışı, milliyetçi fikirlerin yayılmasıyla ardı ardına kurulan ulus-devletler, endüstriyel buluşların sergilendiği uluslararası fuarlar, büyük yıkımlara neden olan savaşlar, cephede çatışmalar sürerken cephe gerisinde yaşananlar, hükümdarların tahta çıkışlarının yıldönümleri ve büyük hanedanların çöküşleri gibi yakın tarihin pek çok belirleyici olayı adeta birer tarihi belge niteliğindeki bu mendillerde yaşamaya devam ediyor. 
Tasarımını Dr. Umut Durmuş’un yaptığı sergi kapsamında Dr. Mehmet Bezdan ve Saro Dadyan tarafından Türkçe ve İngilizce hazırlanan sergi kataloğu koleksiyondaki mendillerin hangi dönemde ve ne tür amaçlarla üretildiğini geniş bir tarihi perspektiften ele alırken, aynı zamanda mendillerin kompozisyonlarındaki pek çok ayrıntı hakkında da önemli bilgiler içeriyor. “İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu” sergisi 9 Ekim 2025 – 30 Haziran 2026 tarihleri arasında, çarşamba hariç her gün 10:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlıyor. 

Sergi, ziyaretçilerini yakın tarihin izleri arasında bir yolculuğa davet ediyor

“İftihâr ve Yâdigâr” sergisi, H. Oğuz Aydemir’in yıllar içinde oluşturduğu, uygun koşullar altında itinayla koruyup geleceğe aktarılması için Şubat 2018’de Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’ne bağışladığı hatıra mendillerini sanata, kültüre ve yakın tarihe ilgi duyan ziyaretçilerle buluşturuyor. Sergideki hatıra mendilleri yalnızca tasarımlarıyla değil, anlattıkları hikâyelerle de dikkat çekiyor. Hatıra-i Zafer adı verilen mendil de bunlardan biri. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden zorlu yolda büyük fedakârlıklarla elde edilen başarıları, önemli dönüm noktalarını ve Millî Mücadele kahramanlarını tarihe kaydetmek, aynı zamanda yaşananları belleklerde canlı tutmak amacıyla hazırlanmış olan mendil büyük bir zaferin hatırası. En üstünde Hatıra-i Zafer yazan mendilin merkezinde büyük bir ay yıldız motifi bulunuyor. Yıldızın içinde Millî Mücadele’nin önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, hilalin içinde de bu zorlu sürecin önde gelen komutan ve siyasetçilerinin portreleri yer alıyor. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kalpaklı fotoğrafının merkezinde olduğu yıldızın beş kolunun içine, üst koldan başlayarak saat yönünde ve kronolojik bir sırayla Millî Mücadele’nin dönüm noktaları kaydedilmiş. Yıldızın üst kolunda “Büyük Millet Meclisi’nin ilk ictimâı (toplantısı) 23 Nisan 1336 (23 Nisan 1920)”; sağ üstteki ikinci kolda “Birinci İnönü Muzafferiyeti 10 Kânûn-i sâni 1337 (10 Ocak 1921)”; sağ alttaki üçüncü kolda “İkinci İnönü Muzafferiyeti 31 Mart 1337 (31 Mart 1921)” yazıyor. 

Sol alttaki dördüncü kol Dumlupınar Zaferi’ne ayrılmış: “Dumlupınar Muzafferiyeti 11 Nisan 1337 (11 Nisan 1921)”. Sol üstteki beşinci ve son kolda da savaşın seyrinin değişmesine etki eden en önemli dönüm noktalarından biri kayıtlı: “Sakarya Muzafferiyeti 13 Eylül 1337 (13 Eylül 1921)”.

Hilalin içinde portreleri yer alan komutan ve siyasetçiler ise sağdan sola sıralanmışlar. Hilalin içinde görülen istifte “Yıldırım Gazi Müşir (Mareşal) Mustafa Kemal Paşa Hazretleri” ibaresi okunuyor. Kompozisyonun sağ ve sol üst köşelerindeki iki dairenin içine Mehmet Âkif’in [Ersoy] İstiklal Marşı’ndan mısralar eklenmiş.

Koleksiyonda öne çıkan bir diğer mendil Fotoğrafa Eklenenler, Fotoğraftan Silinenler ismini taşıyor. Mendilin kompozisyonundaki bir ayrıntı, geleneksel tarih yazımında muzafferler tarihe kaydedilirken mağlup olanların üstünün çizildiğini ve hızla bellekten silindiğini göstermesi bakımından dikkat çekici. Bayrakların arasına bir grup halinde yerleştirilmiş beş portreden en üstte ve diğerlerinden biraz daha büyük resmedilmiş olanı Fransa Cumhurbaşkanı Raymond Poincaré’ye ait. Onun altındakiler, soldan sağa doğru, Belçika Kralı I. Albert, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Thomas Woodrow Wilson, İtalya Kralı III. Vittorio Emanuele ve Birleşik Krallık Hükümdarı V. George. Kompozisyonun alt köşesindeki iki portreden soldaki, 1911–1916 yılları arasında Fransa Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan General Joseph Joffre’a, sağdaki de savaşın başında Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Mareşal Sir John French’e ait. İki üst düzey komutanın portrelerinin hemen üzerinde mendilin 1914’ten 1918’e kadar süren Birinci Dünya Savaşı hatırasına hazırlandığını belirten bir ibare yer alıyor. Bu bilgi, koleksiyondaki diğer örneklerin aksine, mendilin savaşın sonunda üretildiğini kanıtlarken, portreler arasında dikkat çeken bir eksik hakkında da fikir veriyor. İtilaf Devletleri tarafından Birinci Dünya Savaşı hatırasına üretilmiş pek çok mendilde portresi bulunmasına karşın, 1917 Bolşevik Devrimi’yle önce tahtını, sonra hayatını kaybeden ve savaşın sonunu göremeyen Rus Çarı II. Nikolay, belli ki savaşa dair hatıra objelerindeki varlığını da yitirmiş. Başka deyişle, yalnızca Bolşevikler için değil, daha bir yıl öncesine kadar ittifak yaptığı hükümdar dostları için de artık tarih sahnesindeki yerini ve önemini kaybetmiş.

Fransa tarafından üretilmiş bu mendilde de görüldüğü gibi, kompozisyonlara ittifaka katılan yeni üyelerin bayrakları dahil edilirken, yakın zamana kadar aynı safta olup savaşın sonunu göremeyenler bir anda aile fotoğrafından silinmişler.  

Birleşik Krallık hükümdarı VI. George’un 1937’de taç giymesi şerefine hazırlanmış olan Kralın Florası ve Faunası isimli mendil de koleksiyondaki dikkat çekici örnekler arasında. Mendilin merkezinde yeni kralın at binmiş vaziyetteki tasviri, etrafında da ülkesinin geniş topraklarının flora ve fauna çeşitliliğine atıfta bulunan semboller yer alıyor. 

VI. George’un bu tasviri, Britanya’da “Trooping the Colour Ceremony” olarak adlandırılan, kralın veya kraliçenin görkemli doğumgünü törenlerinin 1932’de gerçekleşeninde çekilmiş fotoğrafının mendile basılmış hali. Tırıs giden yağız atının dizginlerini sol eliyle tutan kral, göğsünde madalya ve nişanları, başında sorguçlu miğferi ve beyaz eldivenleriyle görülüyor. Kompozisyonun dört köşesinde “Commonwealth” olarak bilinen “İngiliz Milletler Topluluğu”nun üyesi deniz aşırı dominyonlara yer verilmiş. Birleşik Krallık’a bağlı bu toprakların isim ve bayraklarının yanı sıra, her birine ait yerel bitki ve hayvan türlerinden örneklerin de bulunması mendildeki ilgi çekici detaylar arasında.

On ne passe pas! (Geçit yok!) isimli mendil, geleneksel tarih yazımının sıklıkla zaferleri ve bu zaferlerle birlikte hükümdarlar, komutanlar, siyasetçiler gibi “yukarıdakiler”i öne çıkarma alışkanlığının aksine, zaferde büyük payları olmasına rağmen sesleri pek duyulmayan geri planda bırakılmış kahramanları kayda geçirmesi bakımından koleksiyondaki nadir örneklerden biri. Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransızların hazırladığı bu mendilin odağında Selanik’te ele geçirilmiş bir Alman savaş uçağı ve bu askeri başarının verdiği gurur öne çıksa da aslında mendilin başka duyguları ifade eden metaforları da barındırdığı dikkat çekiyor. Mendilin dört köşesinde vatanın, zaferin, ailenin ve sevgilinin düşünüldüğünü ifade eden kayıtlar yer alıyor. Bu dörtlü, cephedeki askerlerin hem özlem duydukları hem de akıllarından hiç çıkarmadan uğruna savaştıkları önemli ve değerli kavramlar. Kompozisyonda bu kavramların her birinin başında bulunan “pensée” sözcüğü Fransızcada hem “düşünce” anlamına geliyor hem de mendilin dört köşesinde görülen “hercai menekşe”nin adı. Başka bir deyişle tasarımcı, Fransız askerlerin cephedeyken zihinlerini meşgul eden düşüncelerle hercai menekşeleri bu eş sesli sözcükte buluşturmuş.

Hatıra mendilleri uzun soluklu bir restorasyon ve konservasyon sürecinden geçti 

141 mendilden oluşan H. Oğuz Aydemir Koleksiyonu Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi'ne intikal ettikten sonra müze uzmanlarınca yapılan değerlendirme ve hazırlanan plan kapsamında uzun soluklu bir restorasyon ve konservasyon süreci geçirdi. Bazılarının kondisyonu görece iyi durumdayken bazıları önemli müdahaleler gerektirecek düzeyde yıpranmış haldeydi. Müzenin tekstil konservatörlerinin yürüttükleri itinalı çalışmalar sonunda koleksiyondaki tüm mendillerin gerekli bakımları yapıldı ve eksikleri tamamlandı. Sürecin sonunda hem bu sergi aracılığıyla kamuoyuyla buluşmaya hazırlandılar hem de birer kültür varlığı olarak uzun yıllar araştırmacılar ve sanatseverler için müze koleksiyonunda mevcudiyetlerini sürdürecek hale geldiler.

Hu╠elya-bilgi-(1).jpg

“Hem koleksiyon hem de sergi pek çok ziyaretçimiz için tarihi yeniden yorumlama konusunda yeni bir zemin sunuyor”

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi Direktörü Hülya Bilgi, sergiyle ilgili sorularımızı yanıtlarken günümüzde hatıra mendili üretmenin, bunları saklamanın veya birine hediye etmenin gitgide yok olmuş bir gelenek olduğunu söyledi ve “Artık varlığı ve geçerliliği pek kalmamış bir obje türünden bahsediyoruz” diyerek hatıra mendillerin sırf bu yönüyle bile korunmayı ve geleceğe aktarılmayı hak ettiklerini ifade etti.  

Sizce tarihi bir mendil üzerinden anlatmak, günümüzdeki anlık tüketim imgelerine karşı nasıl bir alternatif sunuyor?

Devletler ve toplumlar için önemli görülen olayların ister hatıra ister propaganda amacı taşısın, kâğıt gibi kolay yıpranabilecek bir malzeme yerine daha uzun ömürlü ve dayanıklı kumaşlara basılması, her şeyden evvel bu mendillerin ve taşıdıkları mesajların yıllar boyu yaşamasına, korunmasına, gerektiğinde bir armağan gibi elden ele veya miras gibi kuşaktan kuşağa aktarılmasına verilen önemi gösteriyor. Dahası, bu mendillerin çoğu, dünyanın dört bir yanında büyük savaşların gerçekleştiği ve ardından ciddi krizlerin yaşandığı dönemlerde üretilmiş.

Günümüzün hızlı ve kolay tüketim alışkanlığının aksine tasarrufun ve tevazunun henüz değerini kaybetmediği, insanların sahip oldukları metalara önem verdikleri ve uzun süre kullanmaya çabaladıkları yıllar. Keşke günümüzde de birtakım gündelik kullanım eşyalarımıza daha iyi bakabilsek ve kolayca çöpe atıp yenisini almak yerine onlardan daha uzun süre yararlanabilsek.

Hatıra kavramı, kolektif hafıza açısından neden hâlâ bu kadar güçlü?

Hatıra dediğimiz şey, belleğimizin derinliklerinde sakladığımız bilgilerden oluşuyor. Bu bilgileri zamanı geldiğinde, bazen bilerek bazen de istemsizce, içinde bulunduğumuz zamana geri çağırıyor ve canlandırıyoruz. Başka deyişle “hatırlıyoruz”. Kolektif hafıza dediğimiz kavram, içinde yaşadığımız ve bir parçası olduğumuz toplumu bir arada tutan önemli sac ayaklarından biri. Kimi zaman devlet kurumunun kimi zaman bizzat ait olduğumuz topluluğun yönlendirmeleriyle ortak geçmişimizde önemli görülen olaylar, mekânlar ve kişiler bize düzenli olarak hatırlatılıyor.

Belki onları gündelik rutinimiz içinde sabah akşam düşünmüyoruz ama bazen bir şarkıyı duyunca bazen bir fotoğrafa bakınca bazen bir meydanda toplanınca veya bir heykelin yanından geçince, bize öğretilen bazı değerleri zihnimizde canlandırıyor ve kendimizi ait hissettiğimiz toplulukla benzer sevinçleri ve hüzünleri paylaşıyoruz. Başta kitle iletişim araçları olmak üzere, kamusal alandaki pek çok ses, görüntü, yazı ve eylem kolektif hafızamızı belirleyen ve sürekli canlı tutan aracılar. Eğer hatıralara önem vermezsek, zamanla toplumsal geçmişimize uzaklaşır, toplumsal bütünlüğümüzü kaybeder ve yalnızlaşırız.

Hatıra mendilleri koleksiyonunun Sadberk Hanım Müzesi’nde sergilenmesinin kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına sağlayacağı katkıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Koleksiyondaki mendillerden kimi yüzlerce kimi binlerce üretilmiş. Ancak günümüzde hatıra mendili üretmek, bunları saklamak veya birine hediye etmek gitgide yok olmuş, belki çok dar çevrelerde yaşatılmaya devam eden bir gelenek. Dolayısıyla artık varlığı ve geçerliliği pek kalmamış bir obje türünden bahsediyoruz, her şeyden evvel sırf bu yönüyle bile korunmayı ve geleceğe aktarılmayı hak ediyorlar. Sadberk Hanım Müzesi’nin çok deneyimli tekstil restoratörleri ve konservatörleri var. Müze olarak bu mendiller gibi tekstil türündeki eski eserleri onarıyor, koruma altına alıyor, ömürlerini uzatıyor ve gelecek kuşakların da onları görmeleri, tanımaları amacıyla sergiler ve yayınlar hazırlıyoruz. Öte yandan müzemizdeki sergilerin çoğu, alışılmışın dışında konulara, ilgi çekici içeriklere ve nadir bulunabilecek eserlere sahip oluyor. Benzer şekilde, bu sergimizi şimdiye kadar gezen konuklarımızdan “hatıra mendili” diye bir gelenekten bugüne kadar haberdar olmadıklarını sıkça işittik. Belli ki hem koleksiyon hem de sergi pek çok ziyaretçimiz için tarihi yeniden yorumlama ve farklı alanlara karşı merak uyandırma konusunda yeni bir zemin sunuyor.

OZAN-TORUN.jpg

“Koleksiyondaki hatıra mendillerinin her biri aslında birer hatırlatma aracı”

“İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu” sergisinin küratörlüğünü üstlenen Dr. Ozan Torun mendillerin hatırlatma rollerinin bugün de geçerli olmayı sürdürdüğünü ifade ederken, koleksiyonun bir bütün olarak incelendiğinde insanı günümüzün koşullarını yeniden düşünmeye sevk ettiğinin de altını çizdi.

Sergi üzerine çalışmaya başladığınızda sizi en çok şaşırtan mendil veya hikâye hangisiydi?

Genel olarak “hatıra mendili” diye bir kültürden ve gelenekten ben de haberdar değildim. Her şeyden önce başlı başına bu benim için şaşırtıcı oldu fakat mendilleri gördükten sonra bunların neden üretildiklerini, kâğıt yerine neden kumaşa basıldıklarını anladım. Ardından kompozisyonların ayrıntılarını incelemeye başlayınca, ön planda dikkat çeken ana motiflerin ardındaki saklı detaylar, metaforlar, açık ve örtülü propagandist mesajlar epey ilgimi çekti. Bununla beraber, sayısı az olsa da koleksiyondaki bazı mendiller hatıra veya propagandadan ziyade askerleri bir silahın nasıl kullanılacağı veya bir harekatın nasıl ilerleyeceği gibi konularda eğitmek ve bilgilendirmek amacıyla da üretilmiş. Bu mendillerin hem üretilme nedenleri hem de kompozisyonlarındaki bilgilendirme biçimleri bana hayli ilginç geldi.

Serginin küratörü olarak, bu süreçte sizin için en etkileyici ânı bizimle paylaşır mısınız?

Farklı ülkelere, kültürlere ve dönemlere ait olmalarına karşın, odaklanılan konu taht, makam, ulusal birlik, millî marş, vatan toprağı gibi kavramlar olduğunda, ilk bakışta farklı gibi kabul edilen kompozisyonların, motiflerin ve renklerin aslında birbirine ne kadar benzer, hatta birbirinden nasıl esinlenmiş olduklarını fark etmemiz, yalnızca mendillerdeki tasarımlardan etkilenmemizi değil, aynı zamanda sergiyi tematik bir kurguda oluşturmamızı da sağladı. Dünyanın farklı yerlerindeki monarşilerin kendi hükümdarlarını yüceltme biçimleri, iki komşu ülkenin aynı toprak parçası üzerindeki hak iddiaları, ordusunu yeni teknolojilerle mekanize eden her ülkenin kendisini en güçlü addetmesi gibi benzerlik ve süreklilikler, aslında “siyaset” kurumunun inşa etmeye çalıştığı düzen ve kitleleri yönlendirmeye çalıştığı kendi “idealleriyle” gündelik hayatta bireylerin ve toplumların yaşadıkları gerçeklikler arasındaki farklıkları da ortaya koyuyor. Mendiller tek tek değil fakat bir bütün olarak incelendiğinde daha iyi fark edilebilen bu durum gerçekten etkileyici ve aslında insanı günümüzün koşullarını yeniden düşünmeye de sevk ediyor.

Ziyaretçilerin sergiden çıktıklarında hangi duyguları taşımalarını hedeflediniz?

Ziyaretçilerimizin bu sene 45. yaşını tamamlayan ve yarım asra yakın ömründe birbirinden kıymetli sergiler düzenleyen Sadberk Hanım Müzesi’nin koleksiyonuna yeni dahil olmuş bu ilgi çekici mendilleri yerinde ve bir bütün halinde inceleme olanağı bulmaları elbette ilk hedefimiz. Çizgisel bir akış yerine tematik bir düzen tercihimiz ise ziyaretçilerimize yakın tarihin belirleyici olaylarını bir yanda iktisadi gerekçeleri ışığında diğer yanda birbirileriyle ilişkileri ve süreklilikleri bağlamında yeniden düşünme ve değerlendirme fırsatı sunabilme amacı taşıyor.

“İftihâr ve Yâdigâr” için yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda bir hatırlatma biçimi diyebilir miyiz?

Bu mendiller, ait oldukları dönemde ve sonrasında, unutulmaması istenen olayları insanların belleklerinde sürekli canlı tutabilmek için üretilmişler. Yani her biri aslında bir hatırlatma aracı. Biz de Sadberk Hanım Müzesi olarak bu koleksiyonu sergilerken hem mendillerin vaktiyle kolektif bellek üzerinde oynamaları tahayyül edilen propagandist rollerini ön plana çıkarmaya hem de aradan geçen bir asırdan uzun süreye rağmen mendillerin ele aldıkları konuların ve “hatırlatma” rollerinin bugün de geçerli olmayı sürdürdüğünü göstermeye çalıştık.