• Anasayfa
  • Yaşam
  • İstanbul'dan yola çıkan kararlılık, Anadolu'da Kurtuluş Destanı'na dönüştü
18 Mayıs 2024

İstanbul'dan yola çıkan kararlılık, Anadolu'da Kurtuluş Destanı'na dönüştü

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Milli Mücadele ile Birinci Dünya Savaşı’ndan ağır kayıplarla çıkmış, savaş sonrası İtilaf Devletleri tarafından işgale uğramış bir ulusun yeniden doğuşunun destanını yazdılar. İşte bu destan; 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan yola çıkıp 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşan Bandırma Vapuru’nda yazılmaya başlandı...


19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Çünkü 19 Mayıs 1919 bir başlangıç, Türk ulusunun küllerinden yeniden doğmasını sağlayan mücadelenin ilk adımıdır.
 
Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış ve İtilaf Devletleri’nce işgal edilmişti. 105 yıl önce; 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan yola çıkan İskoçya menşeili Bandırma Vapuru, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaştığında ise işgal altındaki Anadolu’nun yazacağı destan; İstiklal Harbi ve Millî Mücadele’nin fitili çoktan ateşlenmişti.
 
Mustafa Kemal’in bizzat katıldığı ve bugün Zafer Bayramı olarak kutlanan 30 Ağustos 1923 Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile taçlanan bu destan; 7’den 70’e tüm ülke halkının hikayesini barındıran büyük bir zafer olarak tarihe geçti.
 
Aynı zamanda, “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs, Atatürk’ün gençlere ve genç fikirlere verdiği önemin de bir nişanesidir. Çünkü Atatürk, Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların gençler ve onların fikirlerinin olduğunu görmüş ve 19 Mayıs’ı gençliğe hediye etmiştir.
 
19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nın Türk ulusu ve gençliği için ne anlama geldiğini kavramak için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasındaki Bandırma Vapuru ile gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu ve öncesindeki savaş koşullarını hatırlamak ve anlamak gerekiyor.
 
19 MAYIS ZAFERİ VE BANDIRMA VAPURU
 
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlıların ülkeyi işgal etme hamlelerine karşılık halk da bu işgallere karşı ayaklanma başlatmıştır.
 
Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biridir. Çünkü stratejik bakımdan büyük öneme sahiptir ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapı olarak görülmektedir. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması bütün dikkatleri bu bölgeye çekilmesine neden oldu.
 
Öte yandan İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Türk halkının silahlandığı konusundaki şikayetler üzerine İstanbul yönetimi bu bölgeye güvenilir bir kumandanın gönderilmesine karar verir. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tür.
 
Ayaklanmaları bastırmak ve asayişi sağlamak üzere görevlendirilen Mustafa Kemal, beklendiği gibi geniş yetkilerle donatılmıştır. Çıkarılan genelgeye göre Samsun, Sivas, Van, Trabzon ve Erzincan’da bulunan mülki memurlar Mustafa Kemal Paşa’nın tebligatına harfiyen uymak zorunda kalacaktır. Paşa, görevinin başlayacağı ilk durak Samsun’a giderken yanına alacağı asker ve memurları belirler ve kendisine Bandırma Vapuru tahsis edilir.  Ancak, İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e açılacak olan vapur için İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığından vize alınması şarttır. Boğazların kontrolünü elinde bulunduran İngilizlerin vereceği vize olmaksızın vapurun kıpırdaması mümkün değildir. Vapurun mürettebat listesi iletildikten sonra izin alınır ve 16 Mayıs 1919’da Samsun yolculuğu başlar.
 
 
Ancak, halkın başlattığı ayaklanmaları bastırması için görevlendirilen Mustafa Kemal Paşa, “o” vapurda, halkın mücadelesini bir kurtuluş destanına dönüştürecek başka bir planı uygulamak üzere Karadeniz’de Samsun’a doğru yol almaktadır. Uzun zamandır  ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülen ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek isteyen Paşa için bu görev  bulunmaz fırsat olur. Öyle ki, Mustafa Kemal, asıl amacının ne olduğunu; İstanbul’dan ayrılmadan önce annesi Zübeyde Hanım ve kardeşi Makbule Hanım’a yaptığı konuşmada açık açık ifade eder.
 
KURTULUŞ MÜCADELESİ İÇİN İLK ADIMLAR
 
19 Mayıs 1919 tarihinde Pontus Rum çetelerine karşı halkın çıkardığı isyanları bastırma bahanesiyle üstlendiği resmi görevi sayesinde bir asker olarak Anadolu topraklarına ayak basan Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra artık asker değil, bir sivil olarak kurtuluş mücadelesi için gerekli adımları atmaya başlar.
 
Paşa valilere, bağımsız mutasarrıflıklara, Erzurum’daki 15’inci Kolordu, Ankara’da 20’nci Kolordu ve Diyarbakır’da 13’üncü Kolordu Komutanlıkları ile Konya’da İkinci Ordu (Yıldırım) Kıt’aları Müfettişliğine gönderdiği genelgede işgale tepki gösterilmesini salık verir. Bu genelge ile Anadolu’da işgale karşı düzenlenmeye başlayan mitingler başlar.
Daha sonra İstanbul’a dönme çağrısına rağmen, Mustafa Kemal Anadolu’da kurtuluş savaşının fitilini ateşlemeye devam etti. Böylece Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal Paşa’nın 21-22 Haziran’da hazırladığı ve ulusal egemenliğin bahsini ettiği Amasya Genelgesi’yle başlamış oldu.
 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan ve üç yılı aşan, zorluklarla dolu bir mücadelenin ardından, önce Lozan Antlaşması ve ardından Cumhuriyet’in ilanıyla Türk ulusunun azmi ve kararlılığı zaferle sonuçlandırılmış olur.
 
19 MAYIS VE CUMHURİYETİN MİLLİ BAYRAMLARI
 
Atatürk’ün Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs, ilk olarak 1926 yılında Samsun’da “Gazi Günü” olarak kabul edilmiştir. 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adıyla resmi bir bayram ilan edilen bu önemli gün, ardından Beşiktaş Spor Kulübü’nün öncülüğünde ve Galatasaray ve Fenerbahçe gibi diğer spor kulüplerinin katılımıyla statlarda bir spor bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Bu kutlamaların tüm gençliğe mal edilebilmesi için Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni tarafından bir teklif verilir. 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” olarak resmiyet kazanan bu kutlamalar, 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” adını alır. Bu tarihten itibaren Ankara’daki kutlamalar her sene Ankara Stadyumu’nda, İstanbul’daki kutlamalar ise İnönü Stadyumu ile Fenerbahçe Stadyumu’nda gerçekleşir.
Atatürk’ün 100. doğum yılı olan 1981 yılında ise kanunla “Atatürk Yılı” olarak kabul edilirken bu kanundan sonra “Gençlik ve Spor Bayramı” ifadesi de “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirildi. Ayrıca 19 Mayıs 2012 tarihinde TRT 1 kanalının logosu da bu bayrama atfen değiştirildi.
 
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 2010’lu yıllara kadar cumhurbaşkanının katılımıyla Ankara’da gerçekleşen kutlamaların yanı sıra ülke genelinde stadyumlarda ve spor salonlarında da çeşitli gösterilerle kutlanır. İlerleyen yıllarda kutlamaların televizyonlarda da yayımlanmaya başlamasıyla gösteriler daha büyük kitlelerin seyrine sunulur.
2012’de ise yürürlüğe giren kanunla birlikte statlarda yapılan resmî bayram kutlamaları sonlandırılır. Bunun yerine parklarda, sokaklarda ve kapalı spor salonları gibi kamusal alanlarda vatandaşların katılımına açık kutlamalar yapılması kararlaştırılır.
 
Bağımsızlık destanında mücadele eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saygı ve minnetle...19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
 
ATATÜRK GENÇLİĞE DİYOR Kİ;
 
  • Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
 
  • Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
 
  • Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen milli felaketlerin doğurduğu uyanıklığın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.
 
  • Sayın gençler, yaşam mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı yaşamda yalnız iki şey vardır. Galip olmak, mağlup olmak. Size, Türk gençliğine terk edip bıraktığımız vicdani emanet, yalnız ve daima galip olmaktır ve eminim daima galip olacaksınız.’
 
  • ‘Bu memleketin gençliği, hakkımda pek büyük sevgi gösterdi. Bu kadar layık olduğumu bilmiyordum. Arkadaşlar! Bu memleketi ve bu milleti yüzyıllardan beri berbat edenler çoktan ölmüştür. Bütün gençlik, buna iman etmelidir. Bizim kanımız akmadıkça bunlar bir daha geri gelmeyecektir.
Cumhuriyet döneminin ilk millî bayramları 1926 yılına dek kanunlarla kabul edilir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Hakimiyet Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gibi millî bayramlar, ulus inşası sırasında önemli girişimlerin birer sonucunu temsil eden günler arasında yer alır.