14 Ocak 2025

"Koç Topluluğu’nun değerlerini liderlik anlayışımıza yansıtarak ilerliyoruz”

1972 yılında "Bursa Oto" adıyla faaliyetlerine başlayan Otokoç Fiat Bursa, Koç Topluluğu’nun öncü ve lider mobilite şirketi Otokoç Otomotiv’in bir parçası olarak sektördeki yerini pekiştirmeye devam ediyor. Şube lideri Hilal Oktay, ekibinin başarısını, müşteri odaklılık, güven ve iş birliği kültürüne dayandırıyor. Hilal Oktay ile müşteri deneyiminin kişiselleştirilmesinden Koç Topluluğu'nun değerlerinin iş anlayışına nasıl rehberlik ettiğine ve sürdürülebilir büyümeye dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Şubeniz ne zaman kuruldu ve nasıl bir geçmişe sahip?

Türkiye’nin lider mobilite şirketi olan Otokoç Otomotiv’in bir parçası olan Otokoç Fiat Bursa Şubesi, faaliyetlerine 1972 yılında Bursa Oto ismiyle başladı. Otokoç Otomotiv’in temelleri ise çok daha önce, Koç Topluluğu’nun kurucusu merhum Vehbi Koç tarafından 1928 yılında Ankara’da Ford Motor Company acenteliğinin alınmasıyla atılmıştı. Otokoç Fiat Bursa şubesi olarak Fiat markasıyla yeni araç satışı, servis ve yedek parça hizmetleri, sigorta ve finansman, aksesuar satışı, 2. el araç satışı ve araç koruma sistemlerini, özetle tüm otomotiv çözümlerini tek çatı altında sunuyoruz.

Şubenizin kuruluşundan bugüne yaşadığı en büyük dönüm noktası ne oldu?

Otokoç Fiat Bursa şubesi olarak, 2012 yılında şehrin batısı Nilüfer’de uydu şubemizi açmak, büyüme stratejilerimiz açısından önemli bir adım oldu. Bu büyüme, hem müşteri potansiyelimizi artırmamıza hem de şehrin farklı bölgelerine daha iyi hizmet sunmamıza olanak sağladı. Ek olarak, pandemi dönemi sektör için de bizim için de büyük bir sınavdı. Bu zorlu süreçte dijital dönüşüme hızla adapte olarak, müşterilerimizle etkileşimimizi kesintisiz bir şekilde sürdürmeyi başarmak da önemli bir dönüm noktasıydı.

Ekibinizden kısaca bahseder misiniz? Ekibinizin başarısında en etkili olan özellikler veya iş yapış biçimleri nelerdir?

Otokoç Fiat Bursa olarak, toplam 142 kişiden oluşan büyük bir ekibiz. Kadın çalışan oranı %32 olan ekibimiz, müşteri odaklı çalışmayı ilke edinmiş, adanmışlık duygusuyla işini yapan uzman bireylerden oluşuyor. Çevik bir bakış açısıyla hareket ediyor, hızlı çözüm üretme ve değişen koşullara adapte olma becerimizi her zaman ön planda tutuyoruz. Ekibimizin başarısındaki en önemli etkenlerden biri de bir aile ortamında, uyum içinde çalışmamız. Tüm ekip üyeleri arasında güven, samimiyet ve iş birliği kültürünü teşvik ediyor, müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak için birlikte özen gösteriyoruz.

İşinizde başarıyı sürdürülebilir kılmak için hangi değerleri ön planda tutuyorsunuz? Koç Topluluğu’nun iş kültürü ve değerleri bu noktada size nasıl rehberlik ediyor?

Otokoç Otomotiv olarak, başarıyı sürdürülebilir kılmak için içtenlik, şeffaflık, iş birliği, yenilikçilik ve gelişim gibi temel değerlerimizi her zaman ön planda tutuyoruz. Çalışma arkadaşlarımız, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla güvene dayalı bir ilişki kurmaya ve birlikte büyümeye inanıyoruz. Yenilikçi yaklaşımlarımız ve sürekli gelişim anlayışımız sayesinde sektörde öncü bir rol üstleniyoruz. Koç Topluluğu’nun iş kültürü ve değerleri de bize bu süreçte rehberlik ediyor. Topluluğumuzun “insanı merkeze alan” yaklaşımı, eşitlik, dayanışma, çağdaşlık ve yaşam boyu gelişim gibi ilkeleri benimsememizi sağlıyor. Toplumsal gelişimin ve ekonomik kalkınmanın, daha mutlu çalışan profili ve mutlu iş yerlerinden geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayış, yalnızca iş süreçlerimize değil, aynı zamanda tüm ekip üyelerimizin kişisel gelişimine de katkı sağlıyor.  

Türkiye’de otomotiv sektöründe son yıllarda yaşanan teknolojik dönüşüm sizi nasıl etkiledi? Sektörünüzdeki dönüşümü dün ve bugün arasındaki farkları anlatabilir misiniz?

Son yıllarda otomotiv sektöründeki dijital dönüşüm hem iş süreçlerimizi hem de müşteri beklentilerini köklü bir şekilde değiştirdi. Dijitalleşme ve teknolojik yenilikler sayesinde operasyonel verimliliğimizi artırırken, müşterilerimize daha hızlı, daha etkili ve kişiselleştirilmiş çözümler sunma imkânına sahip olduk.

Dünü ve bugünü karşılaştırdığımızda; dün ağırlıklı olarak manuel süreçlere ve fiziksel temasa dayalı bir iş modeli vardı, bugün ise dijitalleşme sayesinde süreçler daha entegre hale geldi. Bunun yanı sıra elektrikli araçların ve otonom sürüş teknolojilerinin gündeme gelmesiyle araçların teknik yapısı ve müşteri beklentileri de farklı bir boyut kazandı. Bu değişim, bizim de teknolojiye uyum sağlamamızı ve yenilikçi çözümler geliştirmemizi hızlandırdı.
Bir diğer önemli dinamik ise günümüzde tüketicilerin artık yalnızca ürün değil, aynı zamanda bir deneyim de satın almayı tercih etmesi. Bu nedenle, teknolojiyi müşteri deneyimimizi iyileştirmek için de etkin bir şekilde kullanıyoruz. Geçmişte hız bir avantajken, bugün “kişiselleştirilmiş hizmetler” fark yaratıyor.



Koç Topluluğu’nda yaratıcı dönüşümü ve iş birliklerine olan inancını ifade eden ve sürdürülebilir karlı büyüme yaklaşımını odak noktasına alan "Geleceğe. Birlikte” yaklaşımını liderliğinize nasıl entegre ediyorsunuz?

“Geleceğe. Birlikte” yaklaşımını liderlik stilime entegre ederken, yaratıcı dönüşüm ve iş birliklerini destekleyen bir yönetim anlayışını benimsiyorum. Bu yaklaşım, ekip üyelerimizin fikirlerini özgürce ifade edebileceği, yenilikçi projeleri cesaretle hayata geçirebileceği bir ortam yaratmamıza olanak sağlıyor. Sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için, çalışma arkadaşlarımız, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla güçlü bir bağ kuruyor, her bireyi sürecin bir parçası olarak görüyoruz. İş birliğini teşvik eden liderlik anlayışımızla ekip içindeki uyumu artırıyor ve ortak hedeflere doğru birlikte ilerliyoruz. Koç Topluluğu’nun değerlerini liderlik anlayışımıza yansıtarak şehrimizde ve sektörümüzde örnek olma hedefiyle ilerlemeye devam ediyoruz.

Geçmişte otomotiv sektöründe rekabet, yenilikçilik veya müşteri ihtiyaçları açısından nasıl bir tablo vardı? Bugünle karşılaştırdığınızda ne görüyorsunuz?

Geçmişte, otomotiv sektöründe rekabet daha çok fiyat ve ürün çeşitliliği üzerinden şekilleniyordu. Müşteriler genellikle araçların dayanıklılığına ve temel fonksiyonlarına odaklanıyordu. Müşteri ihtiyaçları daha genel ve standart bir yapıya sahipti, araç alımında duygusal bağ kurmak yerine temel ulaşım ihtiyacını karşılamak ön plandaydı. Bugün ise durum farklı. Rekabet; teknolojik yenilikler, çevresel sürdürülebilirlik ve müşteri deneyimi üzerinden şekilleniyor. Müşteri artık yalnızca bir araç satın almıyor, aynı zamanda kişiselleştirilmiş bir deneyime sahip oluyor ve markanın sunduğu değerlerle bağ kuruyor. Müşteri ihtiyaçları ve bakış açısı, geçmişe göre daha kapsamlı hale geldi. Sadece tasarım ve performansa değil, aynı zamanda çevre dostu olmasına, satış sonrası hizmetlere ve teknolojik özelliklere büyük önem veriyorlar.

Günümüzde otomobil alıcıları için "marka sadakati" ne kadar önemli? Yeni nesil müşteriler bu konuda farklılık gösteriyor mu?

Marka sadakati günümüzde hâlâ önemli bir kriter olmakla birlikte, yeni nesil müşteriler birçok alanda olduğu gibi bu konuda da daha farklı bir yaklaşıma sahip. Satın alma kararlarında daha araştırmacı bir tutum sergiliyorlar ve kişiselleştirilmiş deneyimlere büyük önem veriyorlar. Müşteri hizmetlerinde şeffaflık, kolay ulaşılabilirlik ve markanın dijitalleşme konusundaki başarısı da sadakati artıran unsurlar arasında. Ayrıca artan kadın müşteri oranı da sektörde önemli bir fark yaratıyor; kadın müşteriler daha fazla güven ve açık iletişim beklentisiyle markalara yöneliyor. Marka sadakati yaratma ve bu sadakati koruma isteği, markaların daha dinamik ve müşteriyi merkeze alan stratejiler geliştirmesini sağlıyor.

Sizce; otomotiv sektöründe geleceği şekillendirecek en önemli yenilik ne olacak?

Otomotiv sektörünün geleceğini şekillendirecek en önemli yeniliklerin elektrikli ve bağlantılı araçlar, otonom sürüş ve dijitalleşme olacağını düşünüyorum.

Koç Topluluğu’nda birlikte çalışmanın hayatınızda bıraktığı en büyük iz nedir?

Koç Topluluğu’nda çalışmanın benim üzerimde bıraktığı en büyük iz; bir Cumhuriyet kadını olarak Atatürk ilkelerine bağlı bir şekilde ülkemin ekonomik kalkınmasına katkı sağlama ve toplumsal gelişime öncülük etme sorumluluğumu güçlendirme duygusu.

“Önce İnsan” felsefesiyle hareket etmek, liderlik ve stratejik bakış açısı, inisiyatif alma, sürekli gelişim, süreç iyileştirme, performans yönetimi ve verimliliği artırma konularında yetkinlik kazanmanın yanı sıra insanlarla açık ve şeffaf ilişkiler kurarak empati, takım çalışması ve ekip yönetimi becerilerimi geliştirmenin de daha donanımlı bir lider olmama katkı sağlayan Koç Topluluğu’nun yaşamımda bıraktığı diğer kalıcı izler arasında olduğunu söyleyebilirim.

En büyük kazanımlarımı ise; daha kapsayıcı, çözüm odaklı ve yüksek iletişim becerilerine sahip bir lider olmak, değişen koşullara hızla uyum sağlama, çevik düşünme, değişimi yönetme yetkinlikleri ve işime büyük bir bağlılıkla yaklaşma duygusu şeklinde özetleyebilirim.