11 Mayıs 2021

Ülkem İçin projesi 15 yıldır değer yaratmaya devam ediyor

Koç Topluluğu’nun sosyal sorumluluk bilincinin Koç Holding Kurucusu Vehbi Koç’tan geldiğini söyleyen Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri ile toplumsal kalkınmaya destek olmayı hedeflediklerini belirtiyor. Türkiye’ye fayda sağlamayı önemsediklerinin altını çizen Kızıl ile projenin 15 yılda başardıklarını ve geleceğini konuştuk.
 
Koç Topluluğu’nun 80. yılında hayata geçirilen “Ülkem İçin”, yıllar içinde Türkiye’nin en büyük sosyal sorumluluk projesi olarak, özel sektörde başlatılan çok sayıda sosyal girişime ilham oldu. Türkiye’de bu alandaki çalışmaların daha ileri bir boyuta taşınmasında büyük rolü olan proje; Koç Topluluğu çalışanları, bayileri ve şirketlerinde var olan toplumsal sorumluluk bilincinin de güçlenerek gelişmesine önemli katkılar sağladı. Sadece Koç Topluluğu ekosistemince değil, tüm Türkiye tarafından sahiplenilen projenin yaratıcılarından Oya Ünlü Kızıl, aynı zamanda isim annesi olduğu “Ülkem İçin”in doğuşunu, başarılarını ve geleceğini anlattı.
 
2006’da hayata geçirilen “Ülkem İçin” projesi 15. yılını kutluyor. Siz projenin doğumundan itibaren her sürecinin en yakın tanıklarından biri, hatta isim annesisiniz. Bu projenin çıkış noktasını ve yıllar içinde nasıl şekillendiğini sizden dinleyebilir miyiz?

“Ülkem İçin” projesini başlattığımız 2006 yılında, Koç Holding 80. yaşını kutluyorduk. Küreselleşme yolculuğumuzun hızlanması paralelinde, bugün “sürdürülebilirlik” çatısı altında ifade ettiğimiz toplumsal kalkınma, kurumsal sosyal sorumluluk gibi değerlerimizi de küresel standartlara ve ölçeğe getirmeyi arzuluyorduk. Sayın Mustafa V. Koç’un 2006 yılında Birleşmiş Milletler’le Global Compact Anlaşması’nı imzalaması, bu yolculuğumuzdaki en önemli milattır. O anlaşmanın kapsadığı 10 maddelik manifesto, iş dünyasının sürdürülebilirlik çerçevesi için adeta bir anayasadır. Biz bu anlaşmayla birlikte tüm şirketlerimizde sosyal, çevresel ve yönetişim ilkelerine bağlı kalacağımızı küresel olarak da deklare etmiş olduk. Dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ve Mustafa Bey’in el sıkıştığı o ikonik fotoğrafı, sözleşmenin 10 maddesiyle birlikte Türkiye’deki tüm gazetelerde bir sayfalık ilanla yayımlamıştık. Bizim için bu ilanın KOBİ’ler dahil tüm özel sektöre ilham verecek bir boyutu vardı ve aynen beklediğimiz şekilde de oldu. Birleşmiş Milletler’den aldığımız bilgilere göre Koç Holding’in imza töreninin ardından Türkiye’den binlerce şirket bu sözleşmeyi imzalamak için başvuruda bulundu, telefonları günlerce kilitlendi. Özetle; toplumumuzda evrensel değerlerin bilinirliğini, farkındalığını artırma yönünde harekete geçtiğimiz bir yıldı 2006.

Tabii diğer yandan Koç Topluluğu zaten kuruluşundan itibaren o değerlerle yoğrulmuş bir yapıydı ancak artık günümüz dünyasında, DNA’nızda bulunan değerlerin kurumsal hâle getirilmesi, küresel sözleşmelerde belli standartlara bağlanması, şeffaf ölçüm kriterlerine sahip olması gerekiyor. Biz de bunu yaptık.

“Ülkem İçin” Projesi de böyle bir dönemde doğdu. Toplumsal, çevresel ve sosyal sorunların çözümünde özel sektör, sivil toplum, devlet ve uluslararası kuruluşların ortak çalışmasının gerektiği bilinciyle, 2006 senesinde Koç Holding kuruluş yıldönümü haftası olan mayıs ayının son haftasını, tüm ülkemize yayılan bayi ve çalışan ağımızla birlikte “Ülkem İçin Günü” olarak kutlamaya başladık. Merkezî değil, tabana yayılmış ve katılımcı bir proje felsefesi benimsedik. Problemi tanımladığınızda fikir çözümleriyle birlikte kendiliğinden doğuyor. “Ülkem İçin” de böyle bir anlayışla başladı. Peş peşe bir dizi projeyi gerçekleştirdik.

Ülkem İçin Günü; Koç Topluluğu çalışanları, bayileri ve şirketleri tarafından öyle sahiplenildi ki tüm Türkiye’ye yayılan bir etki gücümüz olduğunu bir kez daha gördük. Bu da bizim projeyi güçlü işbirliklerine dayanan bir modele taşımamıza vesile oldu. Tam da bu noktada, özel sektör tarafından hayata geçirilen uygulamaların karşılık bulabilmesi için iki temel unsuru taşıması gerektiğine inanıyorum. Öncelikle hayata geçirilen projenin o şirketin faaliyet ve etki alanları arasından seçilen ve en çok değer yaratabileceği alana odaklanması. İkinci unsur ise güçlü ortaklıklar.

Sonrasında “Ülkem İçin”i, 2 yılda bir, odaklandığı alan ve teması değişen bir şemsiye isim olarak belirledik. Ülkemizin farklı sorunlarına yönelik çözümler üretilmesine katkıda bulunduğumuz projeleri hayata geçirdik. Geldiğimiz noktada “Ülkem İçin”, Türkiye’nin en büyük sosyal sorumluluk projesi olmakla kalmadı; Koç Topluluğu çalışanları, bayileri ve şirketleri arasında büyük bir gönüllülük ve sorumlu vatandaşlık köprüsü kurdu.
 
Koç Topluluğu’nun toplumsal kalkınma projelerine önderlik eden bir yöneticisiniz. “Ülkem İçin” Projesi'ni, Topluluğun Yönetim Kurulu Başkanı'ndan bayilere, çalışanlardan topluma herkes sahiplendi. Bu sahiplenme duygusu nasıl sağlandı?

Öncelikle az önce de ifade ettiğim gibi; biz sorumluluk bilinci zaten DNA’sında olan bir Topluluğuz. “Ülkem İçin” Projesi de bu felsefe eksenindeki tüm Koç Topluluğu ekosistemini tepeden tırnağa harekete geçirdi. Ağaç diktiğimizde de, kan bağışladığımızda da tüm çalışma arkadaşlarımız ve yöneticilerimizle bu harekete dahil olduk.

Tabii bunun arka planında da ayrı bir stratejik düşünce yaklaşımı var. “Ülkem İçin”de odaklandığımız temaları belirlerken ülkemizin sorunlarına çözüm odaklı bir yaklaşımla, toplumsal bir farkındalık yaratacak ve çarpan etkisi ortaya çıkaracak konuları seçiyoruz. Ardından tabiri caizse önce kendi evimizin içini temizliyoruz. Örneğin “Ülkem İçin Engel Tanımıyorum” projemizi ele alırsak; sorunun tespitinin ardından “Engelliliğe Doğru Yaklaşım” eğitimlerini tüm çalışma arkadaşlarımız, bayilerimiz ve yöneticilerimiz için düzenledik. Kendi içimizde eğitmenler yetiştirdik. İş birliği yaptığımız STK ile Türkiye genelindeki bayilerimize bu eğitimleri taşıdık. Hatta bayilerimiz de alıp kendi bölgelerinde bu eğitimleri yaygınlaştırdılar. İş yerlerinin engelliler için erişilebilir olması için “Engelli Dostu İş yeri” yaklaşımını benimsedik. Engellilerin Erişim ve Kullanımına Uygun Bina Rehberi hazırladık. Bugün bir Koç bayisi ya da şirket merkezi inşa edilecekse daha düşünce aşamasında rehber erişilebilir durumda. Hâl böyleyken, odağı doğru belirlenmiş ve değişimi tetikleyebileceğimiz bir alana dokunduğumuzda Koç Topluluğu olarak ülkemizde yarattığımız çarpan etkisi çok büyük oluyor. Bu da tepeden tırnağa neredeyse herkese aynı heyecan ve inançla sirayet ediyor.
 
Son dönemlerin yükselen kavramlarından olan ESG çerçevesinden bakıldığında, projeyi nasıl yorumluyorsunuz?
ESG özü itibariyle çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim perspektifiyle küresel sorunlar karşısında çözümün bir parçası olmak için yol gösteriyor. Şirketlerin iş hacmini ve kârlılığını sürdürülebilir yaklaşımlarla büyütmesinin de mümkün olduğunu anlatıyor. Koronavirüs salgınıyla net olarak bir kez daha gördük ki, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim konularında yatırım yapmayan şirketlerin ve hatta ülkelerin dayanıklılıkları ve ekonomik sürdürülebilirlikleri, yani uzun vadede hayatta kalmaları giderek daha da zorlaşacak.

“Ülkem İçin” tüm bağlamlarda Koç Topluluğu’nu ESG yolculuğuna hazırlayan çok iyi bir okul oldu. Bugün Dünya Ekonomik Forumu’nun yeni kapitalizm tanımı olan “paydaş kapitalizmine” dair küresel bir taahhütte bulunabiliyorsak, iklim krizine dair yol haritamızı oluştururken çalışanlarımızdan bayilerimize tüm ekosistemimizi nasıl harekete geçirebileceğimizi planlayabiliyorsak bunda “Ülkem İçin” Projemizin attığı temellerin de katkısı var. “Ülkem İçin” sadece bir sosyal sorumluluk projesi olarak hizmet etmedi. Bana göre çok daha önemlisi, tüm ekosistemimizi dönüştürücü bir etki yarattı. Bugün hangi ile giderseniz gidin, bir Koç bayisi veya çalışanıyla konuştuğunuz zaman, o kişinin iklim değişikliğinden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar günümüzün en temel meseleleriyle ilgili bir farkındalığa ve aksiyon alma azmine sahip olduğunu görürsünüz. Bu, ülkemiz ölçeğinde düşününce çok çok kıymetli bir unsur.
 
“Ülkem İçin” sizin de belirttiğiniz gibi, toplumun çok farklı katmanlarına dokunan bir proje oldu ve olmaya devam ediyor. Bu projenin özel sektöre toplumsal farkındalık yaratan projeler üretme konusunda örnek teşkil ettiğini düşünüyor musunuz?
2006 senesinde “Ülkem İçin” Projesi'ne başlarken Türkiye’de bu ölçekte bir sosyal sorumluluk projesi de, katılımcılığa dayanan modeller de yoktu. Yaptırdığımız saha araştırmalarında görüyoruz ki Koç Topluluğu iş dünyasının kutup yıldızı olarak algılanıyor. Ne mutlu ki bizde başlayan bir değişimin etkileri, iş dünyasında da hızla yayılma potansiyeli taşıyor. Tek başına “Ülkem İçin” ya da Koç Holding bu bilinci oluşturdu diyemem ancak pek çok değerli projeye vesile olduysak, ilham verdiysek bundan gurur ve mutluluk duyarım.

Toplumsal projelerimizi uzun soluklu tasarlıyoruz. En çok etki yaratabileceğimiz konularda tekrarlanabilir modeller oluşturarak ve güçlü işbirlikleri kurarak yönetiyoruz. Geçtiğimiz 15 yıl boyunca hayata geçirdiğimiz modellerin kamu tarafından sahiplenilmesi, başka şirketlerde yaygınlaştırılması ve sivil toplum kuruluşlarına devredilmesi konusunda başarılı uygulamalarımız oldu. Bu yaklaşım sayesinde de, toplumsal çalışmalarımızın etkileri hâlâ sürüyor. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” projesi de bu anlamda çok değerli bir örnektir.
 
Projenin geleceği ile ilgili neler söyleyeceksiniz? “Ülkem İçin” Projesi nereye doğru gidiyor?
“Ülkem İçin” Projesi Koç Topluluğu’nun sosyal sorumluluk okuludur diyebilirim. Gerek geçmişten gelen değerlerimizi gerekse de zamanın ruhunun getirdiği yeni kavramları ve felsefeyi, tüm Koç Topluluğu şirketlerine, çalışanlarına, bayilerine, tüm Koç dünyasına deyim yerindeyse ilmek ilmek işliyoruz. Bizi öyle bir noktaya getirdi ki, her yeni projemizde çıtayı daha da yükselttik. Hangi konuya odaklanıyorsak o alanda tüm paydaşlarımızla bulunduğumuz ekosistemi nasıl harekete geçirebileceğimize, çarpan etkimizi nasıl katlayabileceğimize odaklanıyoruz. Topluluğumuzun geleceğine, dünyaya, gezegenimize dair yapacağımız her sürdürülebilir kalkınma hamlesinde, her sosyal yatırımda “Ülkem İçin” felsefesini göreceksiniz. Bu felsefe pusulamız olmaya devam edecek.
 
Ülkem varsa ben de varım..." Vehbi Koç’un bu sözleri, ekonomik büyümenin toplumsal kalkınma olmadan eksik kalacağı düşüncesinin de iyi bir özeti... Vehbi Koç, iş hayatının ilk dönemlerinde gerçekleştirdiği hayır işlerini 1969 yılında kurduğu Vehbi Koç Vakfı ile daha kurumsal bir yapıya taşırken, hem vakıf çatısı altında hem de Koç Topluluğu şirketlerinin desteğiyle birçok önemli çalışmayı hayata geçirmeye devam etti. Bu sosyal sorumluluk bilinci yıllar sonra, Koç Topluluğu’nun 80. yılında “Ülkem İçin” adıyla çok daha kapsamlı bir boyuta taşındı. Toplumsal fayda sağlama amacını tabana yayarak, sorunlara karşı daha katılımcı bir tutum geliştirmek ve yerel gelişimi destekleyerek Türkiye’deki yaşam standardını yükseltecek projelerin altına imza atmak hedefiyle yola çıkılan “Ülkem İçin” Projesi ile pek çok toplumsal meselede çözümün bir parçası olmak için önemli adımlar atıldı. Koç Topluluğu “Ülkem İçin” Projesi ile bireysel sorumluluk hissiyatını kurumsallaştırarak toplumsal sorumluluğa dönüştürürken, farklı başlıklarda sürdürülebilir projelerle Türkiye’ye fayda sağlamaya da devam etti.
 
Sosyal sorumlulukta yeni bir dönem başlıyor: İnsan ve çevre odaklı projeler
Sorumlu vatandaşlık bilinci doğrultusunda bireysel girişimciliğin tüm Türkiye genelinde, kurumsal bir şemsiye altında gerçekleştirilmesi fikriyle ortaya çıkan “Ülkem İçin” Projesi, Koç Topluluğu şirketleri, çalışanları ve bayilerinin destekleriyle toplumsal duyarlılığın geliştirilmesine önemli katkılar sağladı. 2006-2007 yılları arasında “Ülkem İçin” Projesi kapsamında yerel kalkınmaya destek olan 387 yerel proje hayata geçirildi. Okul yenileme, engelli bireyler için çocuk parkı yaptırma, hayvan barınaklarına destek, antik kent kazı çalışmaları, Van Gölü’nü temizlemek gibi birbirinden farklı pek çok konuda gündeme getirilen projeler, başarıyla hayata geçirildi. Böylelikle Türkiye’nin dört bir yanında ihtiyaç duyulan eksikliklerin giderilmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi, kültürel ve doğal değerlerimizin korunması yolunda büyük katkılar sağlandı.
 
Yemyeşil bir Türkiye için “Ülkem İçin Ormanları”
İlkim krizi bugün tüm dünyanın gündemindeyken, yakın bir zaman öncesine kadar bu konuda yeterli bilinç sağlanamamıştı. Küresel ısınmanın etkileri günden güne daha da hissedilirken, gelecek için büyük bir tehdit olan bu soruna karşı en büyük çözüm ağaçlandırma çalışmaları olacaktı. Bu doğrultuda yapılan projelerle çölleşmenin ve küresel ısınmanın bir nebze de olsa önüne geçilebilecekti. Bu nedenle 2008-2009’da, “Ülkem İçin” Projesi’nin eksenini küresel ısınmayla tehlike altında olan çevreye yoğunlaştıran Koç Topluluğu’nun o dönemki stratejisini merhum Mustafa V. Koç, “Çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak için daha da geç olmadan, hiç vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz. Seferberlik ilan etmeye karar verdik. İlk hedef 700 bin fidan dikmek. İkinci hedef ise ilkini aşmak” sözleriyle duyurmuştu.

Bu kapsamda Orman Bakanlığı’nın yanı sıra TEMA Vakfı’yla birlikte yola çıkıldı. Hedef 700 bin fidan dikmekti. Yapılan çalışmalarla 2008-2009 yılları arasında, Türkiye’nin yedi bölgesinde, Ülkem İçin Ormanları oluşturuldu ve 1 milyon 84 bin fidan dikildi. 1.750 futbol sahası büyüklüğünde orman alanları meydana getirildi. Aynı zamanda 81 ilde 18 bini aşkın ilköğretim öğrencisine çevre eğitimleri verildi.

koc_toplulugu_ormanlari.jpg
 
Otokar tarafından Kızılay'a özel otobüs tasarlandı
Radyolarda, sosyal medya hesaplarında duyulan veya okunan pek çok kan anonsu böyle başlıyor: “Kanamalı bir hasta için…” Duyup da içi cız eden, kan grubu uyuyor mu diye dikkat kesilen kişi sayısı çoktur kuşkusuz. İşte bu anonslara gerek kalmaması, insanların hastalık durumunda ihtiyacı olan kana rahat ulaşabilmesi düşüncesi ile 2010-2011 yılları arasında “Ülkem İçin Kan Veriyorum” projesi hayata geçirildi. Kızılay ile işbirliği yapılan ve ilk olarak Topluluk mensuplarının kan bağışında bulunduğu projede amaç, düzenli gönüllü kan bağışçılığı konusunda farkındalık yaratmaktı. Kan bağışında bulunan Topluluk mensuplarının çevrelerindeki kişileri de yönlendirmesiyle daha da büyümesi hedeflenen proje kapsamında 81 ile yayılan kampanyaya 103 bin kişi katılırken, 83.579 ünite kan bağışı sağlandı.

Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Y. Koç, proje başlangıcında yaptığı konuşmada, şu sözlerle projenin önemine dikkat çekmişti: “Ülkemizde, yıllık 1 milyon 800 bin ünite kana ihtiyaç duyuluyor ve bu sayı her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkelerde nüfusun yüzde 5’i gönüllü kan bağışında bulunurken Türkiye’de bu oran sadece yüzde 1,5 seviyesinde…"

Proje sırasında hayati bir adım daha atılarak, Türk Kızılayı’nın en önemli ihtiyaçlarından olan gezici kan alımı birimi şeklinde, Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar tarafından tasarlanan otobüs, kuruma hediye edildi. Kendi sınıfında en geniş iç hacme sahip araç, kan alımı işlemleri sırasında rahat hareket edebilmenin yanı sıra kan verenlere de ferah bir ortam sunuyordu.
 
Düşüncelerdeki engeli yıkmak

Koç Topluluğu “Ülkem İçin” kapsamında bir sonraki adımını engelli bireyler için attı. Türkiye’de engellilik kavramının bir sorun olmaktan çıkıp, hak temelli bir yaklaşımla ele alınması amacıyla 2012-2015 yılları arasında hayata geçirilen Ülkem İçin Engel Tanımıyorum, Koç Topluluğu şirketleri, çalışanları ve bayilerinin gönüllülüğünün yanı sıra iş dünyası, kamu, sivil toplum ve duyarlı Türk halkının sahiplenmesiyle büyüyen, çok önemli bir farkındalık projesi haline geldi.

Ülkem İçin Engel Tanımıyorum’un üç aşamada gerçekleşmesi planlandı. İlk aşamada Koç Topluluğu çalışanlarının yüzde 70’ine ve illerde de Koç Topluluğu bayileri olan Ülkem İçin Elçileri ile “Engelliliğe Doğru Yaklaşım Eğitimleri” verildi. İki yıla yayılan ve Alternatif Yaşam Derneği’nin desteği ile verilen eğitimlerle, engelli bireylere yaklaşımda uygulanan yanlışların ortadan kaldırılması sağlandı. AYDER ve UNDP işbirliğiyle verilen eğitimlerle 103.482 kişide farkındalık yaratıldı. Ülkem İçin Elçisi olan bayiler aracılığıyla 36 ilde 22.500 öğrenciye ulaşıldı.

Kampanyanın ikinci aşamasında ise iki yıllık bir süreç içinde Koç Topluluğu şirketlerinin “engelli dostu işyeri” haline getirilmesi sağlandı. Kampanyanın üçüncü hedefi ise engelli dostu ürün ve hizmet geliştirmekti. Koç Topluluğu şirketleri bu adımı da başarıyla yerine getirdi.

Bu çalışmalar kapsamında ayrıca, otizmli gençlerin iş hayatına katılımına destek olacak faaliyetlere imza atıldı. Koç Holding, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Tohum Otizm Vakfı iş irliğinde “Otizmli Gençlerin Üretkenliğinin Artırılması ve İşgücü Piyasasına Girişlerinin Desteklenmesi” projesine destek oldu. Proje kapsamında toplumun zihnindeki engelleri yıkmak, doğru ve içten yaklaşımın belirleyici olmasını sağlamak için adımlar atıldı.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, o dönemde, “Ülkem İçin” Projesi’nin Türkiye genelindeki başarısı nedeniyle tüm çalışanlar, iş ortakları, paydaşlar, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarına yönelik gerçekleştirdiği teşekkür konuşmasında, “Ülkem İçin” temalı çalışmaların artarak devam edeceğini belirterek şu sözleri kullanmıştı: “Topluluk olarak yürüttüğümüz ‘Ülkem İçin’ Projemiz, bir sosyal sorumluluk projesi olmasının çok ötesinde, çağımızın getirdiği yeni değerlerin benimsenmesi açısından önemlidir. Bu bakış açısıyla, engellilikten çevreye ve toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar pek çok yeni değeri kültürümüze entegre ettik. Sistemlerimizi ve politikalarımızı bu doğrultuda geliştirdik. Tüm şirketlerimize bu yöndeki destekleri için teşekkür ederiz.”

20150511161326.jpg

Toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarında küresel sorumluluk
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda var olan uçurum, tüm dünyada giderek büyüyor. Örneğin açlık sınırında yaşayan 1,4 milyar insanın yüzde 60’ını kadınlar oluşturuyor ve dünya genelinde 132 milyon kız çocuğunun eğitime erişim imkânı bulunmuyor. Yalnızca eğitimde değil, sağlık hizmetlerine, ekonomik fırsatlara erişimde de cinsiyetler arası eşitsizlik maalesef tüm dünyada varlığını sürdürüyor.

Takvimler 2015’i gösterdiğinde ise bu yaklaşım “Ülkem İçin” Projesi’ne taşındı. 2015-2017 yıllarının teması, “Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum” olarak açıklandı. Proje kapsamında Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAP Vakfı) ve Koç Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi (KoçKam) ile işbirliği yapıldı.

Bu alanda atılan bir başka adım da Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (BM Kadın Birimi-UN Women) ve BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ortak metni olan “Kadının Güçlenmesi İlkeleri”ni imzalamak oldu. Koç Holding, BM Kadın Birimi tarafından yürütülmekte olan HeForShe kapsamında da küresel düzeyde 10 Etki Lideri (Impact Champions) arasına seçildi.

Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl, Türkiye’nin en büyük gönüllülük girişimlerinden biri olarak hayata geçirilen projedeki amaçlarının önce Topluluk içinde sonra da tüm toplumda dalga dalga yayılan bir etki yaratmak olduğunu söylerken, “Bugüne kadar ağaçlandırmadan engelli bireylere yönelik proje geliştirmeye, kan bağışı konusundan toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar pek çok farklı alanda toplumsal dönüşüme katkı sağlayan çalışmalara imza attık. ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ teması kapsamında ise çalışmalarımızı yine önce kendi içimizden başlattık. Bu sayede insan kaynakları ekiplerimizin ve değerli yöneticilerimizin katkılarıyla şirketlerimizde önemli bir dönüşüme tanıklık ettik” diyerek konuya verilen önemi vurguluyordu.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç ise, “Ülkemizde her insan eşit fırsat, hak ve özgürlüklere sahip olmadığı sürece gelişmiş ve güçlü bir ülke olma hedefimize ulaşamayacağız." diyerek bu yönde çaba sarf etmeye devam edileceğinin altını çiziyordu.

Koç Topluluğu’nun bu konudaki hedefleri arasında, kurumun bütün şirketleriyle yaptığı çalışmaları, teknoloji, inovasyondaki uzmanlığını ve birikimini bir araya getirerek, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda küresel ölçekte yapılacak çalışmalara katkı sağlamak bulunuyor. Bir diğer hedef ise toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının önündeki engellerin kaldırılması amacıyla, teknoloji ve inovasyon alanında dönüştürücü müdahaleler ve projeler üzerinde çalışmak.
 
toplumsal_cinsiyet_esitligi.jpg

Teknoloji ile güçlenmek
Koç Topluluğu’nun dünyamız, toplum ve insanlar için anlamlı bir gelecek inşa etme hedefiyle yola çıktığı bir diğer tema olan “Ülkem İçin Geleceği Tasarlıyorum” ise herkese hizmet edecek, daha adil, eşit ve kapsayıcı bir gelecek için bugünden düşünmenin ve adım atmanın simgesi oldu.

Proje kapsamında 20’ye yakın şirketin dijital dönüşüm, inovasyon, stratejik planlama, insan kaynakları, kurumsal iletişim, hukuk, pazarlama ve iş geliştirmeyi de kapsayan çok çeşitli alanlardaki uzmanları ile gelecek, değişim ve teknoloji odağında çalıştaylar gerçekleştirildi. Katılımcıların sektör ve şirket çeşitliliği teknolojinin bugün ve gelecekte iş ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerinin derinlemesine tartışılması sağlandı ve Temmuz 2018’de başlayan dört aylık yoğun çalışma döneminde tasarım odaklı düşünce yaklaşımıyla programın çerçevesi belirlendi. Programın çıkış noktası olan, “Geleceği şekillendirmek için mümkün olan herkesin teknoloji ile güçlenmesini nasıl sağlayabiliriz?” sorusuna birlikte cevap arandı. Çalıştaylardaki tartışmalara katkı verme hedefiyle, Koç Topluluğu çalışanları ve iş ortaklarına yönelik 8 bin kişinin katıldığı bir anket ve 75 yüz yüze saha görüşmesi gerçekleştirildi. İlham ve Strateji, Saha Anlama, Konsept Belirleme ve İçerik Geliştirme başlıklarındaki çalıştaylar sonunda projenin yol haritası ortaya çıktı.

Her projede aktif olarak yer alan Ülkem İçin Gönüllüleri, projenin yine en önemli paydaşları oldu ve yeni projenin içeriğiyle yol haritası hakkında bilgi almak, temel kavramlar üzerinde fikir alışverişinde bulunmak ve deneyim paylaşmak amacıyla toplantılar yapıldı.
 
Aradan geçen 15 yıl, geleceğe dair büyük umut…
“Ülkem İçin”, Topluluğun ilk gününden beri taşıdığı, toplumsal sorumluluğa gönül veren felsefesini ortaya koyan, bireysel düzeyde var olan sorunların, el ele vererek, yardımlaşma ruhuyla çözülebileceğinin başarılı bir örneği. Yalnızca geçtiğimiz 15 yıl içinde, işbirliği ile başarılanlar, ideal bir geleceğe ulaşmak için yapılabileceklerin adeta bir özeti…
 
"Ülkem İçin" projesi ile alınan ödüller 

  • 2007 yılında "Ülkem İçin" Projesi, Özel Sektör Gönüllüleri Derneği tarafından "En Yaratıcı Gönüllülük Projesi" ödülü

  • 2010 yılında 2010-2011 yılları uygulaması olan kan bağışçısı kazanım kampanyaları ile TÜHİD’in 10. Altın Pusula Ödülleri’nde sağlık kategorisinde en başarılı sosyal sorumluluk uygulaması ödülü

  • "Ülkem İçin" Projesi kapsamında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel hazırlanan “Cinsiyet Eşitliğini Sağlamaya Kelimelerinle Başla” ilanıyla, Felis Ödülleri’nin KAGİDER ile iş birliği içinde verilen toplumsal cinsiyet eşitliği özel ödülü (“KAGİDER Bire:bir” ödülü)

  • 2011 yılında projenin genel uygulama yapısı ile Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nin “En Başarılı Gönüllülük Programı” ödülü

  • 2013 yılında Proje ile Mediacat Farmaskop Dergisi, Farmaskop 2013 Ulusal Sağlık İletişimi Ödülleri - “En İyi Engellilere Yönelik Kampanya” Ödülü ile “En İyi Kamu Bilgilendirme/Farkındalık Kampanyası” ödülü

  • 2018 yılında Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile TİSK KSS Büyük Ödülü.

 
 
 
 

Yorum yapmak için lütfen üye olunuz