05 Haziran 2023

Koç ile 60 yıldır süren iş ortaklığı

Koç Topluluğu ile 60 yıldan uzun süredir iş ortaklığını yürüten ve geçtiğimiz Şubat ayında yaşanan deprem felaketinin etkilerini derinden hisseden Ford Otosan ve Tofaş/Fiat Antakya Bayisi Osman Ovalı ile bu süreçte yaşadıklarını, Topluluk ile uzun yıllara dayanan iş birliklerini ve gelecek projelerini konuştuk.
 
Röportaj: Sema Uslu / Bizden Haberler
 
Ford Otosan ve Tofaş/Fiat Antakya Bayisi Kenan, Osman, İlhan ve Mehmet Ovalı kardeşler, 80’li yıllarda görevi babaları Abdurrahman Ovalı’dan devralmış ve ikinci nesil olarak işleri büyütüp önce Ford, daha sonra Tofaş ile bu ortaklığı geliştirmiş. Şu anda Hatay’daki tüm Ford, Tofaş/Fiat ve Ford Truck bayiliklerini şirketlerinin bünyesinde barındıran Osman Ovalı, üçüncü neslin de bu ortaklığı sürdüreceğini söylüyor ve “Babamızın bize verdiği bayrağı en iyi şekilde taşımaya çalışıyor ve üçüncü nesle aynı şekilde devretmek istiyoruz” diyor.
Son 23 yıldır Ford ailesinin en çok ödül alan bayisi olan ve bu başarıyı, eğitimlerinden aldıkları bilgileri saha tecrübeleriyle birleştirerek, dürüstlükten ödün vermeden sıkı bir şekilde çalışmaya borçlu olduklarını belirten Osman Ovalı ile Şubat ayında yaşanan deprem felaketinin kendilerini nasıl etkilediğini ve Topluluk ile uzun yıllara dayanan iş ortaklıklarını konuştuk.
 
Şubat ayında tüm ülkemizi yasa boğan deprem felaketi için öncelikle tekrar geçmiş olsun diyoruz. Ve başınız sağ olsun... Büyük kayıplar verdiniz… Meydana getirdiği can kayıpları, yapısal hasarlar ve neden olduğu sosyal ve ekonomik kayıplarla oldukça büyük bir afet yaşandı. O günden bugüne her anlamda nasıl bir süreçten geçiyorsunuz?

Deprem felaketinin yaşandığı ilk birkaç gün tüm bölge büyük şok içerisindeydi. Herkes yakınlarına yardım edebilmek için panik hâlinde, destek peşindeydi. Ulaşım ve haberleşme tamamen kilitlenmiş, canını ve en yakınlarını kurtarabilenlerse mallarının derdine düşmüştü.

Bölgede hâlâ zararın boyutları ve kayıplar tam anlamıyla tespit edilmiş değil. Özellikle Hatay Antakya’da felaketin boyutu tarif edilemez. Üç ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor. Birçok konuda hâlâ belirsizlik var; iş yerlerinin yaklaşık yüzde 75’i yıkılmış durumda ve yeniden yapılaşma süreci, izinler ve onarımlar anlamında yapılması gereken çok çalışma var. Bizim Antakya’da hem Ford hem de Fiat plazamız maalesef yıkıldı. Çelik konstrüksiyon olan bölümlerimizde satış sonrası hizmetlerimize başlamak üzereyiz fakat diğer bölümlerimiz için hiçbir plan veya proje yapamıyoruz. Şehrin altyapısı zarar görmüş durumda. Eğitim ve sağlık hizmetleri çadırlardan verilmeye çalışılıyor.
 
Koç Holding’in bölgede bulunan Kriz Merkezi ile iş birliği içinde çalıştığınızı biliyoruz. Bu çalışmalardan bahseder misiniz?

Koç Topluluğu, insani yardım konusunda tüm bölgelere ilk ulaşan gruptu. İlk saatten itibaren, haberleşme tamamen çökmüş olmasına rağmen bir yolunu bulup bizimle iletişime geçtiler. Biz daha susadığımızı fark etmeden suyumuzu, acıktığımızı fark etmeden yemeğimizi, üşüdüğümüzü fark etmeden ısıtıcı ve battaniyeler gönderdiler. Yardımlar sadece Koç Topluluğu’yla bağlantılı olanlara değil, tüm bölgeye dağıtıldı.
Arama-kurtarma konusunda da yardıma ilk gelen Koç Topluluk şirketlerinin ekipleriydi. Tüm Topluluk şirketlerinin tecrübeli, donanımlı ve eğitimli arama-kurtarma ekipleri vardı.

Ambulans, polis ve AKUT araçlarına öncelik vermek üzere bölgeye çok hızlı bir şekilde Ford ile Fiat acil yardım/yol yardım araçları ve ekipleri gönderildi. Marka gözetilmeden yolda kalan her araca yardım edilmeye çalışıldı.

Çok hızlı bir şekilde sıcak yemek tırları geldi. Farklı noktalarda dağıtıma başladılar ve hâlen devam ediyorlar. Çadırlar gönderildi, ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı, kuruldu.

Özelikle daha yakından bildiğim için Ford ve Tofaş/Fiat’ın desteklerini saymakla bitiremem. Otokoç, felaketin ertesi sabahı bölgemize karavanlar ve jeneratörler gönderdi.Setur, bölgeden çıkmaya, başka illere gitmeye çalışan herkese yardımcı olmaya çalıştı. Farklı şehirlere gidecek olan Koç Topluluğu mensuplarına, ailelerine ve ihtiyaç sahiplerine konaklama sağladı. Opet, yüzbinlerce litre akaryakıt dağıttı. Bölgedeki tüm Opet istasyonları, diğer bölgelerden gelen gönüllü ekiplerle birlikte hizmete alındı.  Aygaz, tüp, ısıtıcı ve tırlarla su gönderdi.
Arçelik, AKUT ekibinin yanı sıra çamaşırhane tırları gönderdi.Koç Holding, şu anda en çok zarar gören vilayetlerde ciddi büyüklükte konteyner kentler kuruyor, gıda kolileri dağıtıyor.

Koç Topluluk şirketleri tarafından afetzedelere yönelik psikolojik destek sağlanıyor, kurulan konteyner kentler için klima ve kombiden sosyal donatılara kadar her türlü ihtiyaç gideriliyor. “Daha fazla ne yapabiliriz?” diye her kademeden bilgi isteniyor. Örneğin, 23 Nisan kutlamalarında da çocuklara yönelik etkinlikler düzenlendi bölgemizde.
 
Bu süreçte Koç Topluluğu’nun bir üyesi olmanın ayrıcalığını en çok hangi açıdan hissettiniz?

6 Şubat sabahı 05.00’ten itibaren Koç Topluluğu’nun bir üyesi olmanın çok ciddi bir ayrıcalık olduğunu iliklerimize kadar hissettik. Bizim şok içinde olduğumuz için farkında olamadığımız, aklımıza bile gelmeyen ihtiyaç ve destekler önümüze sunulmuştu. Kalabalık bir ailemiz olduğunu biliyorduk ama yüz binden fazla akrabamız olduğunu bilmiyorduk.

Bölgedeki tüm arkadaşlarımız adına söylüyorum: Sanki hepimiz, değerli büyüğümüz merhum Vehbi Koç’un, “Ülkem varsa ben de varım” ilkesini farkında olmadan genlerimize işlemişiz.

Tüm bayilerimiz, ilk saatlerden itibaren sağlam kalan iş yerlerinde afetzedelere barınma, yiyecek, ısınma gibi her türlü yardımı yapmaya çalıştı. Yemeklerini, sularını, kıyafetlerini paylaştı. Her birimiz iş yerlerimizde yüzlerce kişiye destek olmaya çalıştık. Birçok çalışma arkadaşımız, kendi kayıpları veya yaralılarıyla ilgilenir ilgilenmez diğerlerine yardıma koştu. İnanın, bölgede kimse acısını yaşayamadı. Bu işleri, arkamızda kocaman bir dağ gibi varlığını ve gücünü hissettiğimiz Koç Topluluğu sayesinde yapabildik.

Unutamadığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Sayın Levent Çakıroğlu, depremden sonra Koç Holding Grup Başkanları ve üst düzey yöneticileriyle birlikte Antakya’yı ziyarete geldi. Hatay’daki tüm Koç bayileri ile açık havada, bizim eskiden plazalarımızın bulunduğu yerde bir toplantı yaptık. Bir bayi arkadaşımız bu sırada unutamadığım bir söz söyledi: “Bu felaketten önce Koç Topluluğu’nu seviyorduk ama sevgimiz, şimdi adeta bir aşka dönüştü.”

Meydana gelen depremin bölgenizde neden olduğu kayıplar, çalışma hayatınızı nasıl etkiledi?

Biz, kendi şirketlerimizde 11 çalışma arkadaşımızı kaybettik. İlk günler bizim şirketlerimizde çalışan arkadaşlarımızın yaklaşık yüzde 80’i şehir dışına gitti veya barınma problemini çözmeye çalıştı. Şehir dışına, özellikle çocuklarının eğitimi için giden arkadaşlarımıza Koç Topluluğu’ndan birçok arkadaşımız ciddi destekler verdi.

Ford Otosan’ın destekleri ile birçok arkadaşımızın barınma problemini konteyner ile çözmeye çalıştık. Pek çok sıkıntıya rağmen çoğu arkadaşımız görevlerine geri döndü.

İskenderun’daki plazalarımız ve sağlam 4S hizmetimiz çok hızlı bir şekilde hizmete girdi. Antakya’daki ekiplerimizin takviyesi ile iki vardiya olarak hizmet veriyoruz. Sigorta işimizi İskenderun’dan yönetiyoruz. Muhasebe ve finans merkezlerimizi de İskenderun’a taşıdık. Antakya’da ise kısa süre içinde iki adet prefabrik mağaza açarak satış hizmetine de başlamayı planlıyoruz. 

Ford Truck tesislerimiz ise sağlam. İskenderun, ilk günden itibaren hizmette. Antakya’yı ise kayıplarımız sebebiyle geçici olarak durdurmuştuk, kısa süre önce yeniden devreye soktuk.
 
Kökleri, değerleri ve ilkeleriyle Koç Topluluğu, bugün Türkiye’nin en önemli kurumlarından biri... Topluluğun neredeyse 100 yıla yaklaşan hikâyesini siz nasıl görüyorsunuz? Koç markasını geleceğe taşıyan etkenlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Bence, en önemli kurumlarından biri değil; en önemlisi. Koç Topluluğu, ülkemizin gelişmesinde, kurumsallaşmada, çalışan mutluluğunda, kadın-erkek eşitliğinde, sürdürülebilirlikte, sosyal imkânlarda ve şu anda aklıma gelmeyen birçok konuda Türkiye’nin en önde giden kurumudur. Yüz yıllık geçmişe baktığımızda, birçok ilkin Koç Topluluğu tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Dürüstlük, ülkesini sevme, çalışanını ve beraber çalıştıklarını koruma, kollama, çevreye duyarlılık, teknoloji ve Ar-Ge’ye yatırım, Koç markasını geleceğe başarılı bir şekilde taşıyacak olan etkenlerdir.
 
Koç Topluluğu ile Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ilk üç şirketi arasında yer alan Ford Otosan ile başlayan yolculuğunuzda son 23 yıldır Ford ailesinin en çok ödül alan bayisi oldunuz. Bu başarınızı neye borçlusunuz?

Bu yıl, babamız Abdurrahman Ovalı’nın Ankara’da Koç ile imzaladığı bayi sözleşmesinin 63’üncü yıl dönümü. 1956-57 yıllarında Otokoç Ankara ile traktör, tarım aletleri ve yedek parçaları alım-satım işine başlamış. O yıllardan itibaren Koç’a inanıp geleceğimizi bu işe bağlamış ve çok isabetli bir karar vermiş. Biz de ikinci nesil olarak babamızın bize verdiği bayrağı en iyi şekilde taşımaya çalışıyor ve üçüncü nesle aynı şekilde devretmek istiyoruz. Ovalı kardeşler olarak, tüm bilgi, beceri ve imkânlarımızı tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte işimize harcıyoruz. 60 yılı aşkın süredir Koç Topluluğu ilkelerine uymayı, çalışanlarımıza ve tüm müşterilerimize aile gibi davranmayı bir görev bildik. 

İşimize dört elle sarılırız. Eğitimlerden aldığımız bilgileri sahada yaşadıklarımız ve gördüklerimizle birleştirerek, dürüstlükten ödün vermeden sıkı bir şekilde çalışırız. Bu çalışma aşkı da bize ödülleri getiriyor.
 
Türkiye’nin en çok satılan otomobil markası olan Fiat başta olmak üzere birçok markayı barından Tofaş ile devam eden 33 yıllık iş ilişkiniz bulunuyor. Yollarınızın nasıl kesiştiğinden ve iş birliğinizin kapsamından bahseder misiniz?

1980’li yılların ortalarında yüksek eğitim ve askerlik görevimiz sonrası ikinci nesil olarak bizler Antakya’ya döndük. O dönemlerde Türkiye’de otomotiv sektörü gelişmeye ve büyümeye başlamıştı. Önce Ford işimizi büyüttük. Daha sonra Tofaş, bölgemizde yeni yapılanmalara gitti. Biz de önce Reyhanlı ilçesinde, birkaç sene sonra Antakya’da, son olarak da beş yıl önce tüm Hatay’da Tofaş/Fiat bayisi olduk. Şu anda tüm Hatay’da Ford, Fiat ve Ford Truck bayilikleri bizdedir. Toplam altı noktada, 300 civarında çalışan arkadaşımız ile işleri yönetmeye çalışıyoruz.

Temsil ettiğimiz iki marka tamamen profesyonel bir biçimde rekabet hâlinde. Ve belki de bu rekabet sayesinde uzun yıllardır Hatay’ın, Türkiye il pazar paylarının üzerinde bir pazar payı bulunuyor.